Elmenâvi "Kevakib-el Dürriyet" adlı eserinde diyor ki:
"Râbia bir gün ve gecede bin rik'at namaz kılardı; kendisine, bundan maksadın nedir ve ne umuyorsun? diye soruyorlar. Râbia, 'Ben bunu hiç bir sevab ümidiyle yapmıyorum. Sadece kıyamet gününde Resulullah bundan memnun olsun, ve sair peygamberlere, 'Bakınız, bu benim ümmetimden bir kadının amelidir' desin diye yapıyorum,' cevabını veriyor."
Rabia'ya, «Cennet hakkında ne düşünüyorsun?» diye sordular. O ise, "Önce komşu sonra ev" meseliyle cevap verdi. Yani, cenneti düşünmeden evvel Allahı düşünmekte olduğunu anlatmak istiyordu.
El-Gazali buna şu sözleri ilâve ediyor: "Dünyada Allahı bilmiyen ahrette de Onu göremez. Dünyada mârifetin tadını tatmıyan, ahrette cemali görme lezzetini alamaz; çünkü kişiye, bu dünyada malik olmadığı şey yeniden verilmez, ve kişi ancak ektiğini biçebilir."
Parlak, tatlı bir ilkbahar günü, arkadaşı Abde, Râbia'ya, dışarıya çıkıp Allahın kudretinin eserlerini seyretmesini rica etti. Râbia ise, "Bilâkis sen içeriye gir de Allahın kudretini kendi nefsinde mütalâa et," diye cevap verdi ve ilâve etti: "Benim en mühim işim Allahın kudretini teemmül edip, düşünmektir."