kalbnâme

"Sen şehvete aşk adı koymuşsun, fakat bu ikisinin arasında ne uzun yol olduğunu bilsen!" "Bu dünyada tuzaksız ve ejderhâsız bir köşe yoktur; Allah'ın halvetgâhından başka yerde huzur yoktur. Rahat ümidiyle fare deliğine de girsen, gene bir kedi pençesi gelip seni orada da yakalar." "Sen Yûsuf gibisin, bu dünya da kuyu gibidir; nasıl ki Yûsuf, kendisine uzatılan iple bu kuyudan kurtulduysa, sen de dünyânın zahmet ve meşakkatinden sabırla kurtulursun." "Kimi ki, kendinin ziddiyle bir yere koydular, âkiller bunu ölümle bir tuttular; çünkü cinsinin hilâfiyle¹ bir arada olmak, insan için mânâda helâktir." "Bir kimseyi asrın allâmesi de görsen, onun zâhirde olan ilmine ve mârifetine bakma. Allah'la ve kulla olan ahdına bak. Çünkü ilim, kabuk gibidir; ahde vefâ ise o ilmin özüdür." "Ey âkil!2 Sakın sûrete bakma, çünkü cinsiyet sırrı, sûrette değildir; sûret, taş ve toprak gibidir. Cansız olanın cinsiyetten haberi yoktur. Cinsiyet, mânâ cihetiyle kalplerin benzeyişi, ruhların ezel bilişikliği ve akılların uygunluğudur." (Mevlânâ) "Nasihati kendine fayda vermeyen kimsenin başkasına da tesir ve faydası olmaz." "Hak'tan başkasına güvenmeyen kimseye insanlar muhtaç olur." "Eğer hakîkî aklın varsa, dünya sana meyletse de, sen ondan yüz çevir." (A. Rifâî) "Âlemde tek bir nurdan başka şey yoktur; fakat o nur, türlü türlü zuhurlarla görünmüştür. Hak nurdur ve onun değişik görünüşleri de âlemdir. İşte tevhit budur ve bundan başkası da vehim ve gururdur." "Gönlünün onun bunun peşinde dolaşması iyi değildir. Mâdemki bir tek gönlün var, bir dost da sana yetişir." (Molla Câmî) "Kaderin eseri, geçmişimizin hal üzerine çöken ağırlığıdır. Yâhut geçmişteki iyi ve kötü arzularımızın oldurduğu netîcelerdir." (Eflâtun) "Sünnet ve farz nedir? Sünnet dünyâdan elini çekmek, farz da Allah'ı
Sayfa 255·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bana gelince, yakınlıklarına rağmen, onlardan uzak kalmam için seni düşünmekten daha sağlam bir siper bulamıyorum. Bilirsin ki, bana zevk, tenhâlık ve kendimle kalmaklıktır. Keşke bu dünyâda ne bir kimseyi bilseydim, ne de bir kimse beni bilseydi.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Etrâfımızı cennet yapan, içinde yaşadığımız ihtişam ve güzellikler değil, kendi hislerimiz...
Sayfa 121·Kitabı okudu
Bence kahhar ve cebbar olmak, insana nispetle kötüdür; çünkü insan oğlu, arzu ve isteklerinin tesîri ile bu sıfatları kullanır. Halbuki hilkat, kahharlığını ve cebbarlığını, gizli veya âşikâr bir sebep tahtında yapar. Bir gāzinin elinde kılıç başkadır, bir kātilin elinde gene başkadır. Mâdemki biz, arınmamış kimseleriz, şu halde o kılıçla tam adâlet yapamayız. Halbuki hilkat, şaşmaz ve iltimas kabul etmez bir hesapla hâdiselerini, kararlarını işler, meydana getirir. Bunların arasında acı ve abus olanları varsa, emin olunuz ki ona hissen veya fiilen kendimizin müşteri olmamızdan dolayı bize gelir.
Sayfa 117·Kitabı okudu
İnsanlık, iyilik yapmaktan ibâret değildir; zîra bâzı kimsede bu iyilik yapmak hâli, bir îtiyat, bir mizaç icabıdır. İyilik yapar, fakat kendisinde kötülüklerden yıkanmış bir kalp yoktur. Içi timar olmamış kimsenin yaptığı iyilik, nihâyet herhangi bir sebeple ona kurduğu âbideyi kendi eliyle yıktırabilir. Şu halde iyi denebilen kimseler nefislerinin yalancı balonu bir iğne temâsıyle sönüp yok olmayan temkin sahipleridir.
Sayfa 112·Kitabı okudu