"Sen şehvete aşk adı koymuşsun, fakat bu ikisinin arasında ne uzun yol olduğunu bilsen!"
"Bu dünyada tuzaksız ve ejderhâsız bir köşe yoktur; Allah'ın halvetgâhından başka yerde
Bana gelince, yakınlıklarına rağmen, onlardan uzak kalmam için seni düşünmekten daha sağlam bir siper bulamıyorum. Bilirsin ki, bana zevk, tenhâlık ve kendimle kalmaklıktır. Keşke bu dünyâda ne bir kimseyi bilseydim, ne de bir kimse beni bilseydi.
Bence kahhar ve cebbar olmak, insana nispetle kötüdür; çünkü insan oğlu, arzu ve isteklerinin tesîri ile bu sıfatları kullanır. Halbuki hilkat, kahharlığını ve cebbarlığını, gizli veya âşikâr bir sebep tahtında yapar. Bir gāzinin elinde kılıç başkadır, bir kātilin elinde gene başkadır. Mâdemki biz, arınmamış kimseleriz, şu halde o kılıçla tam adâlet yapamayız. Halbuki hilkat, şaşmaz ve iltimas kabul etmez bir hesapla hâdiselerini, kararlarını işler, meydana getirir. Bunların arasında acı ve abus olanları varsa, emin olunuz ki ona hissen veya fiilen kendimizin müşteri olmamızdan dolayı bize gelir.
İnsanlık, iyilik yapmaktan ibâret değildir; zîra bâzı kimsede bu iyilik yapmak hâli, bir îtiyat, bir mizaç icabıdır. İyilik yapar, fakat kendisinde kötülüklerden yıkanmış bir kalp yoktur. Içi timar olmamış kimsenin yaptığı iyilik, nihâyet herhangi bir sebeple ona kurduğu âbideyi kendi eliyle yıktırabilir. Şu halde iyi denebilen kimseler nefislerinin yalancı balonu bir iğne temâsıyle sönüp yok olmayan temkin sahipleridir.