kalbnâme

Rabia bir hayli gün çölde yol aldı, nihayet bir gün durdu. "Allahım," diye feryad etti, "Kalbim yoruldu. Ben nereye gidiyorum? Ben balçıktan bir külçe, Senin Evin ise bir taş! Ben Sana burada muhtacım." Allah vâsıtasız olarak Râbia'nın gönlünün içinden ona hitap ederdi, şimdi de ona şöyle cevap verdi: "Ey Râbia, sen on sekiz bin âlemin hayatı içinden yolculuk etmektesin. Sen Musa'nın beni görmek için nasıl niyazda bulunduğunu görmedin mi? Ben de dağın üzerine azıcık vahiy nuru saçtım, dağ hemen titreyip sarsılarak kırk parça oldu. Şimdi sen burada Benim İsmimle kanaat et!"
Sayfa 26·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"iman ilk harekettir, makamlar ve dereceler bunu tâkip eder"
Attar diyor ki: "Râbia ağlıyarak Allahına şu sözleri fısıldıyordu: Ya Rabbi, ben işkence içinde yaşayan bir öksüz kızım, kölelik zinciriyle bağlanmış haldeyim. Her üzüntüye, her acıya dayanırım, sabrederim; ancak bu azaptan çok daha şiddetli bir azab içinde kıvranmaktayım, ve ruhum iztirab ile çırpınıyor. Korkum şudur: Sen benden razı mısın? İşte bütün gayem, emelim budur." Râbia imaniyle bir derece yükselmiş oldu, çünkü iman ilk harekettir, makamlar ve dereceler bunu tâkip eder. Birincisi Allahın rızasını dilemektir. İşte temel budur, ve bütün bina bunun üzerine kurulur. Râbia rızayı taleb ediyor, hayat hadiselerine hiç ehemmiyet vermiyordu. O, rızayı talepte fena bulmuştu; bütün ömrü boyunca Râbia'yı temyiz eden alâmet-i fârika onun özlediği şeyde fena bulması, yok olmasıydı.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Tasavvuf kuvvettir, cesarettir, mücadeledir. Hayatı yüceltmeyi, insanî kıymetleri daha yükseklere, daha üstün derecelere ulaştırmağı gaye edinmektir. Tasavvuf, her hareket ve düşüncenin esasında bulunan imandır, mârifettir, mânevî kuvvettir. Sadece bir zühd ve ibadet hareketi değil, mârifet ve yakîndir (bilgi ve kat'î kanaat), âhenk ve heyecandır; mânevî, zihnî ve gönül kuvvetlerini canlandırmak için ihsan olunmuş bir hareket ve hamledir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin buyurduğu gibi, biz hakikat-i halde Cenabı Hakkı seviyoruz; çünkü kâinatta mevcut her câzibe, hayattaki her güzellik, bir tek hakiki cemâlin farklı mazharlarından başka bir şey değildir, bu ise Cenabı Hakkın mutlak cemal ve kemalidir.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Ariflerin gönül gözleri hem uyanıktır, hem keskin, Ten gözlerinin bunlara erişmesi ne mümkün? Nice derin sırlar taşır dilleri, Ermez bunlara hiç kâtib akılları. Kanatları yamandır, tüysüz uçar, Âlemlerin Rabbinin nezdine çıkar, Hâlis, sidk şarabını onlara sunan O, Ariflerin kadehlerinden içmeği nasib eden O!
Sayfa 12·Kitabı okudu