kalbnâme

Mukaddime
Celaleyn tefsiri biri Celalettin el-Mahalli diğeri Celalettin es-Suyuti olmak üzere iki büyük İslam alimi tarafından kaleme alınmıştır. Bu sebepledir ki, tefsir "İki Celal" anlamına gelen "Celaleyn" diye anıla gelmiştir. Müelliflerden ilki el-Mahalli, Fatiha suresiyle birlikte İsra suresinden sonra Kuran-ı Kerim'in ikinci yarısını tefsir etmiş ve İsra suresinden önceki bölümü tefsir etmeye fırsat bulamadan vefat etmiştir. Bakara suresinden İsra suresinin sonuna kadar olan ilk bölümü ise talebelerinden Celalettin es-Suyutî tamamlamış ve hocasının takip ettiği üslup ve metodu büyük ölçüde muhafaza etmiştir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

kalbnâme

, bir kitabı okumaya başladı
İmam Suyuti
8.5/10 · 13 okunma
Etrafına rahatlık yayan neşeli bir oruç tutmaz kişi, bütün yıl boyunca oruç tutan ve kendisinden başkasını düşünmeyen bencil sofudan daha iyidir. Oruç, ihtiyaç sahiplerine yiyecek dağıtan kimseye sevap kazandırır. Bütün gün kendine eziyet edip akşamleyin iftarda başkalarını düşünmeden tıka basa yiyen kişinin orucunun sevabı mı olur? Hayali bir takvâ ile bir köşeye çekilen cahil zâhit, sonunda iman ile kafirliği birbirine karıştırır. Su ve ayna billur berraklığındadır, ama birinin saflığını diğerinden ayırmak gerek.
Sayfa 81·Kitabı okuyor
Rabia'nın gelinliği halvet, düğünü zikrullah, ve bütün zevki dua idi. Ebedi aşkı, ilâhî aşk idi. Bütün varlığını Allaha nezretmiş, vermişti. O, insanlardan vazgeçmiş, dünyadan yüz çevirmiş bir insandı. Beden değil, ruhtu, ondan bir erkek ne bekliyebilirdi? Attar diyor ki: "O, hususî bir hücre sahibi, ihlâs örtüsüyle örtünmüş, aşk ve iştiyak ateşine yanmış, vuslatta fenâ bulmuş, sanki ikinci bir Hz. Meryem'di; sâfi, musaffa, münezzeh bir bakire idi; Râbiat-ül Adeviye işte bu idi."
Sayfa 32·Kitabı okudu
Kendini öylesine ve tamamiyle Allaha vermişti ki, ne mesut bir yuva, ne iyi bir koca ne de büyük servet zihnini meşgul ederdi. Evlenme elbette ki helâl, İslâm'ın sünneti ve hayatın şeriati idi, ancak Râbia'nın dünya işlerine meyli yoktu. İlâhî aşk onun bütün varlığını sarmış, ve kullardan uzaklaştırmıştı; o, bütün benliğiyle bu geçici hayattan yüz çevirmiş ve ebedi olana kendini teslim etmişti.
Sayfa 31·Kitabı okudu