Mükemmel hayat diye bir şey yok. Sadece "sahiplenilmiş" hayat var. Eğer kendi hayatını, bütün yamalarıyla, bütün kırıklarıyla, bütün "keşke"leriyle bağrına basarsan, o hayat güzelleşir. Çünkü sevgi, kusuru örter demiyorum; sevgi kusuru da manzaranın bir parçası yapar.
Hepsini yıkmadım, hayır. O kadar da saf değilim. Kötüler hâlâ var. Ama artık duvarımda bir kapı var. Anahtarı da bende. İstediğimi içeri alıyorum, istemediğimi kapıda bırakıyorum. Pencereler açtım, perdeleri kaldırdım. Artık orası bir kale değil, bir ev. Hâlâ bazen o eski refleks uyanıyor. Biri yaklaşınca “Dur!” diyesim geliyor. Elim hemen tuğlalara gidiyor. Sonra “Sakin ol!” diyorum kendime. “Herkes düşman değil.”