• Ne gelir elimden taze bir mutsuzluğu kucaklamaktan başka
    Dünyanın ortasında açan menekşe bana ait değilken
    Tarçın kokan kelimelerim gırtlağımda infial yaratacak harfler büyütürken
    Anamın yaslı çehresi gözlerimin içinde büsbütün canlıyken
    Ne gelir elimden hayata yaraşan sesi aramaktan başka
    Ben böyle yaşıyorum işte
    Hayatın koynumda çırpındırdığı çaresiz kahrıyla
    Örselenmiş,aşınmış şemsiyemin
    Lacivert yağmurun devinimini önleyemediği gölgesinin altında
    Horladığım gerçeklerin kahredici kıskacında
    Yorgun bir işçiye benziyor şimdi yüzüm
    Hiddetini dilekçesiyle göklere sunan şimşeği hatırlatıyor bana sesim
    Eflatun esintiler içinde titriyor bedenim
    Üşüyorum
    Ne gelir elimden
    dünyaya meydan okumaktan başka?
    Dilimde gurbet türküleriyle kekre ve gamlı günlerime ağlamaktan başka
    söyle ne gelir?
    Dünya ıslak ve kanlı mintanını giymiştir şimdi üstüne
    Katran karanlığında ışımıştır bir pazar günü İstanbul
    Kenar yollarda açmaya koyulmuştur Akasya
    Ortaçağdan bir dünya yaratmışlardır baştanbaşa yalnızlık,bavul dolusu yalnızlıkla örülü
    Eskimiş potinleriyle dünyaya karşı çıkmıştır genç yürekler
    Sunturlu,soğuk tahtaya uzanmıştır gece
    yeşil bir su akmaktadır gecenin içinden
    Kötürüm bir kızın üstüne yıkılmıştır duvarlar
    Kulağına ezanlar okunmuştur akrebin yuvasında yalın ayak yürüyecek çocukların
    hürriyeti andıran kadına bir viski bardağında uzatılmıştır alaycı dudakları
    Gümüş ipliklerle işlenmiştir ruhlara varoluş sancısı
    Beyaz bir at gibi uzaklaşıp yiterken ömrüm
    Beynimin çıkmaz sokaklarında artarken çekiş sesleri
    Aklım,saçlarım,mihrabım darmadağınıkken
    Ne gelir elimden susmaktan başka?
    Söyle ne gelir?