Kalmia

Cennet, bilinmeyen ağızlarda gizemli bir şekilde çiçeklenen öpücüklerdi. Yolculuk ise erişilmez olsa da kendimi ve aradığım gerçeği keşfetmeye doğru yapılan aylaklık ve bir kutsal gezintiydi. Yaşlı, müstehcen, sevimli bir Amerikalı yazarın bir sayfasında böyle cüretkâr kanıtlarla formüle edilmiş bu gerçeğe rastladığımdaki sevinç kahkahalarımı hâlâ hatırlıyorum: "Çocuklar, iyi bir haberim var: Tanrı aşktır." Ben de bu güzel haberi kararan, zehirlenen, kutsal olan her şeyin sonuna ve insanlıktan çıkmaya doğru yola koyulan bir dünyaya götürmek istiyorum. Bedeli günübirlik cehennemden başka bir şey olmaz nasılsa... Adaletsizlik ve baskı, yolsuzluk ve şiddet rüzgârının daha güçlü estiği, insanlık tarihinde ilk defa ekonomik gücün, "lanetli çiçeğin" her şeyin en büyük değeri ve ölçütü olarak belirlendiği hasta bir toplumun cehennemi. Ormanların yandığı, denizin plastikle dolduğu, havanın kirlendiği, gün ışığının bulanıklaştığı, arıların kaybolduğu yer cehennemdir. Bir günden ötekine etrafında karanlık ve ölümcül bir tehlike dolaşırken evinin duvarları arasına gizlenmen ve orada kalman gerekir, o hâlde arkadaşlarınla ancak bir ekran, gölgeler arasında bir gölge, hologramlar arasında bir hologram aracılığıyla iletişim kurabilirsin. Her şey ıssız ve yalnız. Mezarlıkların ve kiliselerin bile kapıları kilitli. Kimse kimseyle el sıkışamaz ve son bir vedayı dahi kabul edemez.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şunu söylemek istedim: "Biz her zaman seviyoruz, biz aşkın sadıklarıyız, kaybetme pahasına bile seviyoruz."
Sayfa 102·Kitabı okudu
Sevileni sevmeye zorlayan sevda, öyle güzellikler tattırdı ki bana, gördüğün gibi, eli hâlâ yakamda.
Sayfa 98·Kitabı okudu
İnsanoğlu, görünen dünyanın hükümdarı, şimdi kendisini çevreleyen havadan, görünmezden, son derece küçük olandan, hiçbir şey yapamayacağı tehlikelerden korunmak zorundadır. İçeriye kapatabilir kendisini, bunun gibi odalarda güvende kalabilir, hayaletimsi sönük bir ışık yayan, boyut olarak birbirinden farklı, çok sayıda ekrandan oluşan bir labirentte yaşarken benden çok daha "hayalet" olabilir. Zira kendisini ekranlara hapseden biri artık güneşi ve rüzgârı, dalgaları ve yıldızları bilmez. Hakikatsiz, özsüz görüntüler arasında yaşar. Ona sahip olduğunu düşünmesine, ona iyi bakmasına ve onu elinden geldiğince giydirmesine rağmen artık bir bedene sahip değildir. Kafatası ayan beyan seçilse de artık kendisine ait bir beyni yoktur; duyguları ve anıları da.
Sayfa 87·Kitabı okudu
İnsanoğlu yaratılışa boyun eğdirdi, cennetin yollarında yürüyor, görüntüleri ve sesleri inanılmaz mesafelere ulaştırıyor, nehirleri dizginledi, küçülttü ve yok etti, ormanları yaktı. Fakat ne için yaptı bütün bunları? Artık hiç kokusu olmayan bir havayı solumak için, öyle ki artık polenden çok zehir içeriyor. Deli koyunlar arasındaki deli koyun, kendi gözleriyle hiçbir şey görmeden ve kendi hafızasında hiçbir şey tutamadan seyahat etmek için. Gittikçe daha çok, daha kederli ve çabucak çökecek evler inşa etmek için. Gizlenmiş, bir ölüm dansı için maskelenmiş yüzüyle, meydanları tenhalaştıran, var olanı var olmaktan ayıran, görünmez bir şeyin tehdidi altında yaşamak zorunda kalmak için yaptı.
Sayfa 86·Kitabı okudu