Kalmia

Hiçbir şey gençliğe dostluk kadar ait değildir. Duygu ölçeğinde arkadaşlık, aşktan daha aşağıdadır. Ancak ilk gençlik yıllarında daha fazladır. Bedene eziyet etmez, saplantılı hâle gelmez, geceleri endişelerle doldurmaz, kölesi yapmaz. Aksine, suç ortağı yapar. Daimi paylaşma arzusu, fikirler, tutkular ve gelecek için umutlardır.
Sayfa 73·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevdiğini güldürmek istemeyen âşık değildir. Aşk aynı zamanda bir soytarıdır. Elbette biliyorsun bunu. Arada bir kendisini efendi gösteren kıyafetlerini çıkarır ve başka bir kılıkta görünmeyi sever; yolcu, gezgin, ayyaş ve hatta kimi zaman dinleyeni gülmekten öldüren bir deli.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Aşk bana şöyle der: "Ben senin Yüce Tanrı'nım, benden başka Tanrı'n olmayacak. Kalbin durağanlığından çık, tüm soğukluğu, ön yargıyı terk et, kendini esirgeme, kendi kabuğunda hapsolma, her şeyin merkezinde olduğunu düşünme, sahip olduğun her şeyi bırak ve yolumu takip et, benim diyarıma gir, orada tamamen kendin olacaksın. Işığa doğru yol alabilirsin. Sev. Sevilmesen de. Sev, bir şeyler olacak..."
Sayfa 72·Kitabı okudu
Dünyevi aşk beni hâlâ üzüyor. Rahatsızlık, boğulma, havasızlık. Ama aynı zamanda bunların tam tersi, coşku, genişlik, hayat dolusu nefes. Ne karmaşık şey şu aşk. Varoluşun büyük denizinin istediği yere götürdüğü, yelkeni ve kürekleri olmayan bir teknedeymişiz gibi içindeyizdir aşkın.
Sayfa 71·Kitabı okudu
"Tanrı'nın ilk yarattığı bir Işık özüydü. Her şey Işık'la başladı. Kör karanlık ve yoğun kütlesinin dışındaki patlamadan. Bu yüzden hâlâ tapınaklarımızdaki ateşe tapıyor ve onu ebediyen canlı tutuyoruz. Ancak sonrasında Tanrı Güzellik'i, Aşk'ı yarattı... Farsçadaki adıyla Mihr... Adı dünyanın tüm dillerinde kutsansın... Nostalji. Biz ona üçlü diyoruz, unutma. "Güzellik, Aşk ve Nostalji kardeştiler, elbette. Henüz var olmayan bir gökyüzünde arka arkaya uçuşan turnalar ya da sığırcıklar gibi Tanrı'nın aklının ışık küresinin içinde uçarak, oynayarak, hep beraber mutlu mesut yaşıyorlardı. Sonra bir gün ayrıldılar. Güzellik, yani ilk doğan çocuk, kendine baktı ve gülümsedi. O gülümsemeden aniden doğdukları söylenir; yağmurdan sonra güneşin istila ettiği çayırdaki çiçekler gibi, binlerce ve binlerce melek. "Onun hizmetinde yaşayan, daima ona yakın ve daima onu izleyen Aşk'ın, o gülüşün ihtişamıyla gözleri kamaştı, şaşkınlığın ve deliliğin sersemliğine yakalandı ve kaçtı. "Nostalji, küçük kardeş, yalnız kalmaktan korkmuş bir hâlde Aşk'ın omuzlarına atladı; sıkıca sarılıp onu daima yanında tutması için yalvardı. "O zamandan beri Aşk, yani Mihr, yaşlı ama hâlâ genç, fakir ama yüksek mertebede, huzursuz bir şekilde dünyayı dolaşır, Nostalji ile yaşar ve onunla insanların ruhlarını ziyaret eder, kayıp Güzellik'e duyulan arzularını uyandırırlar."
Sayfa 70·Kitabı okudu