f.

f.
@kalpgelimi
Celladıma gülümserken çektirdiğim son resmin arkasındaki şiirler.
Celladıma Gülümserken Ben, İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar Ben yaşarken koptu tufan Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat Her şeyi gördüm içim rahat Gök yarıldı, çamura can verildi Linç edilmem için artık bütün deliller elde Kazandım nefretini fahişelerin Lanet ediyor bana bakireler de. Sözlerim var köprüleri geçirmez Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına Uçtum ama uçuşum Radarlarla izlendi Gayret ettim ve sövdüm Bu da geçti polis kayıtlarına. Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız Ruhum sahte Evi Nepal'de kalmış Slovakyalı salyangozdur ruhum Sınıfları doğrudan geçip Gerçekleri gören gençlerin gözünde.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sana Bir Ara Aklımda Kalanları Anlatırım Ne sular geçti böyle buzla buhar arası Ne kısa bir yazken o n'için hâlâ bitmiyor? Durmuş bir vakit bende sisli gece yarısı Çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor? Geç kaldık ve yanlışları güzeltemedik. Erken varsak doğrular bakışı yakacaktı. Çok sarhoştum, yani hak ettim yaşamayı. Evden kaçmıştım eve. Tuza yara saçmıştım. Bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım. Gök bana göre değildi, yeri zaten hiç sorma. Gök de kendine göreydi yer de zaten hiç durma. Çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan. Vardım ki seni sevdim. Seni sevdim, evler arasından bir evdin. Döndüm ve dönüşümle düştü aniden dekor. Sen yükseldin, elinde kara bir kalem vardı. Say ki her yanım ihanet kadar yazdı. Ve çeşitli organlar olarak İnsanı yâr eden vardı. Var eden vardı aşkı Kelebek küllerinden bir şaraba yazarak. Okumak budur, Yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması. Sana çok şeyler anlatmak istemem
Şiir
Yankılandım da Duruldum Vuruldun seni bir karanlığa gömdüler. Adını sordular, söylemedim Münevver. Üstümü aradılar yok, altımı aradılar yok. Boynu hayli bükülmüş bir tuzaktan baktılar. Cesedini gösterdiler, sana çok benziyordu. Anlamak istediler, hep uzaktan baktılar. Nasıl yaşatıldıysan öyle öldürülmüştün. Çekinmedim ağladım. Anlamadılar. Ben bir sokak lambasına vurulmuşum Münevver. Gece olunca karnım gövdemde bir ağrıdır. Ne anladıysam al, al hepsi senin olsun. Nasıl olsa mutmain bir vedayla gidiyorsun. Hasretinin bitmesine senin adına mutlu, Gülümser bir törenle kutsandı hemen yasın. Aklın aldığı göz, yüreğin aldığı bakış Çekilmiş fişlerden daha bir boşluktasın. Ne söylesem ancak kelimelerce kabz Nere baksam ufkun ardındaki karanlık Bir volta boyu sokak tenviratıdır acz. Uzansam tutulmaz bir nahoşluktasın. Çan vuruldu, ezan Allah dedi, sen söndün. Böylece üç yerinden daha vurulmuş oldu sükût. Ölüm durdu, yani dirilmenin imkanına. Kurşun vınlayıp sekti, Yağmur yağacaktı, şemsiyem kırılınca
Şiir
Mutsuza Kim Bakacak? İki sigaram kaldı bu gece için maviş anne İki muhabbet kuşum. İki kendim varmış maviş anne Biri benmişim, biri mutsuz. Ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak? Dünyaya bile bir dünya anne lazım. Biri sen ol maviş anne, biri ben. Dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da birlikte gidelim maviş anne Bana da kendi serüvenimden bir yer ayırt, Şefkate söyle o da gelsin. Özledim onu, o da gelsin saçlarıma dokunsun. Bilir misin, büyüler bile ninniyle büyür Temiz kokan pazen gecelikler, şehriye çorbası… Hepsi, hepsi ninniyle büyür. Bilir misin maviş anne? Ben çekildiğim her fotoğrafta Defolu bir kelebek gibi çıkarım. Mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı Kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı Sanırım ben assolist oldum maviş anne. Şimdi mutluyum. Geçmişini mi yok ettin kızım diye soran Bir babadan kurtuluşumu kutluyorum. Babama söyle, o gelmesin maviş anne Birileri mutsuzsa, mutsuzlara nergis yolla, Bir kırmızı battaniye, Onlara bir mutluluk çadırı yolla
Şiir
Cam ile Taş Gözlerinle dilin arasında gerili uçurumu seviyorum. Kekeme özgürlüğünü seviyorum. Susuşundaki hıncı seviyorum. Kalbinde ürperen kışı seviyorum. Ellerindeki bilge zamanı Denizi yağmurdan korumaya çalışan çocukluğunu seviyorum. Alnın masamızda dört mevsime ufuk Dudaklarında titreyen zamanı seviyorum. Yürüyorsun ya kalabalık dönüp bir daha bakıyor kendine Boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum. Her damlası ayrı bir hayat Ne bilsin yüzüne düşmeyen Gözlerindeki yaşı seviyorum. Beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum. Kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum. Ses nasıl menevişleniyor ağzında Ağzından gelecek her sevinci her azabı seviyorum. Gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum. Susmanın da bir dili var elbet Teri yastığına sızan rüyanı seviyorum. Uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla Odalara ömür veren gövdeni seviyorum. Yürümediğin sokaklar göz göz Bekleyişteki o mucizeyi seviyorum. Serçe parmağındaki lekedir yerim. Kalabalığın uyumuna inat Hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum. Ölümdür en büyük zaman
Şiir