f.

f.
@kalpgelimi
Celladıma gülümserken çektirdiğim son resmin arkasındaki şiirler.
Kuş Koysunlar Yoluna Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum, bir şeyden. Kendimi bulamıyorum, dönüp gelip kendime yerleşemiyorum. Kendime bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.. Kafatasımın içini bir küçük huzur adına aynalarla kapattım. Ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına? Niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına? Niye kimseler izin vermez yollarına kuş konmasına? “Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dedim İnsan Dedim, kendine dargın yürümektir insan. Yürüyorum diye yolda kalmamış sananların arasından Yarım deyince aklına ilk elma gelenlerin Başıma ve ayaklarıma adın kadar taş düşürürken Kendime hiç, sana çok baktığım bir yanılgıdan Geldim ve buradayım. Farz edelim, buradayım diyebilecek kadar yürüdüm dünyada Sen farz et, bir sokak kadar haklı, bir anne gibi sessiz kırıldım. Yanıma biraz kapı, biraz evde yok Yanıma biraz hiç kimse alıp adından bozma bir yeminle döndüğüm şaşkınlıktan Geldim ve buradayım. Dedim, belki de yolda kalmış bir şeydir insan. Kaldığım yerden bir daha kalıp İnandığın bir trenden bahsederken sana Unutmak yerlerini geçmiştik dünyanın "şehrin en masum yanı" diye başlayan konuşmalar - ki buraya gözyaşlarını da alabilirdim aslında Sesime çarpan yüzün, odayı ortalayan gülüş içeride biz, dışarıda ben ve sen. Farz edelim, bir treni kaçırmak kadar kaldım yolda. Ayağımda git ve dön. Aklımda sen ve biz. Aklımda ölü doğmuş iki çocuğun cesediyle döndüğüm yoldan geldim ve buradayım. Dedim, kendine eksik, başkasına külfet yaşamaktır insan. Belki de papatya sonuçlarına göre sevmeliydim ikimizi ya da mantığın kahveye değdiği o son nokta.. Hafızandan oluşan kamburum -ki buraya en çok gülüşünü alabilirdim aslında O patik, o tül, o yazma.. Farz edelim, bir söz tutulmamak için de verilir. Sen farz et ki bunu yanlış anladığın kadar aramızdan çıkmadı dünya. Gözümde fer ve 'siz Gönlümde sen diye çıkıp tam ortasında kaldığım dünyadan
Şiir
Öleceksek Ölelim Zemheri ayazında Dudaklarımı okumayı bırak. Kelimelerin teferruat olduğu bir oyundur hayat. Sözler anlamın ağırlığıyla çökerler, Sen uçarı duyguların sana konduğu yere bak. Plan yapma yorulursun. Kaderi tasarlama boşuna. Suya düşer planların Gözün uymaz olur kaşına. Sana oyununun bilmediği bir eğimle Gövdene teslim olacak bir duruş gerek. Bilme, bilirsen kovulursun. Sana cehaletle un ufak olacak bir savruluş gerek. Bana sorma, sorarsan sana seni unutturacak bir varoluş gerek. Sakın ümidini kesme bahardan. Kar erir, yaz soğur, güz kalır elbet. Senin ismin gönlümde üzeri çizilmiş durur. Nicedir mıhlanmış gibi çekici hatırımda yok. Ölmüş bir süvarisin, atın hâlâ koşuyor. Ne yapsan şablonlarla dans, Ne etsen muhakemeye reverans. Yazık sana. Bu orman yüktür arslanlarına. Sebepleri kobay Sonuçları muamma. Bu etrafı çöl, Bu susuzluk, Bu aşılması imkansız göl
Şiir
Mataramda Tuzlu Su West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin! Uzun yola çıkmaya hüküm giydim. Beyazların yöresinde nasibim kalmadı yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim zorbaların arasında tehlikeli bir nifak uyrukların arasında uygunsuz biriyim vahşetim beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı kendime dünyada bir acı kök tadı seçtim yakın yerde soluklanacak gölge bana yok uzun yola çıkmaya hüküm giydim. Uzak nedir? Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir? Başım açık, saçlarımı ikiye ortadan ayırdım kimin ülkesinden geçsem şakaklarımda dövmeler beni ele verecek cesur ve onurlu diyecekler halbuki suskun ve kederliyim korsanlardan kaptığım gürlek nara işime yaramıyor rençberlerin o rahat ve oturmuş lehçesinden tiksinirim boynumda bana yargı yükleyenlerin utançlarından yapılma mücevherler
Şiir
Kısa Pantolon Paslı Çakı Dizde Kabuk Bağlamış Yara Nazlan Sitem et Kırıl bana Beni geç vakit Tek başıma suya yolla bahçede yüzünü öteye çevir Güle hayret ediyormuş gibi yap Gülümseyerek konuş da başkalarıyla Somurt avluda sadece ikimiz kalınca Kızıp en sevecen adımlarla üst kata çık En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlıkYamru bastım iş değildi hake çakılmak bayırdan Dağ sıra dağdı hangi haşin belden yol veresi Gece hep süzüldü yukarıdan lakayt kehkeşan Altımda beni hep yutmaya çağladı nehir Yetişir heceleme(n) sök beni bir kere En zoruma gideni yap hegame getir Çel beni tökezlet tuttur çitlere Ahla istida edecek ahval değil Kim bana kıymazsan bilebilir Dünya dedikleri samut küp Acılar tıkandıkça bende Hep seni seslendirir
Şiir