merhaba spoiler var dikkat
İlk kitabını bu yıl okumuştum, ikinci kitabını görünce okumaya başladım ve 2-3 gün içinde bitirdim. İlk kitaba göre farklıydı; belki de olaylar bunu gerektiriyordu.
Sonu benim için biraz garipti çünkü her şey çözülmüş gibi değildi. Özellikle son bölümlerde olaylar çok ani gelişti. Kitabın son 5 bölümünde bir anda tempo yükseldi ve “ne oldu, Demir nasıl vuruldu?” diye sasirdim. Kurgu harikaydı ama bazı olaylar biraz daha açık anlatılsaydı bence çok daha etkileyici olurdu.
Bu kitapta en sevdiğim şey, karakterlerin kendi düşüncelerini ve duygularını anlatmasıydı. Hepsinin gözünden hikayeyi görmek çok güzeldi.
En başta Nili çok benimsemiştim, hepsine üzüldüm ama Nilin yeri ayrıydı. Yine de sonlara doğru en çok Esin’e bağlandım. Mutluluğu tam anlamıyla yaşayamayan, ama küçük anlardan mutlu olmayı bilen bir karakterdi. Demiri severken onun aslında Nili sevdiğini bile bile sevmeye devam etti.
Bunu da unutmadan söyleyeyim. Nilin hayatında Demir aşık olarak değil de bir abi gibi olsa daha iyi olurdu sanki. Çünkü Demir dostuydu, sırdaşıydı ama ona aşık değildi ben boyle hissettim okurken neyse yazar böyle uygun görmüş, buna bir şey demek çok da mantıklı değil tabii.
Esin’in çaresizliği beni baya etkiledi; bir yabancıya içini döktü, eski sevgilisinin mezarında kendini anlattı, annesine haksızlık ettiği için pişmanlık duydu, babasına kırgındı ama bunu kimseye belli etmedi.
Hepsinin ayrı bir acısı vardı ama Esin sanki hepsiyle tek başına savaştı. Kalbim en çok ona kaydı.
Sonu tam bitmemiş gibiydi ama her şeye rağmen bu evreni sevdim. Kafa dağıtmak için okunabilecek, duygusal yönü güçlü bir hikâyeydi.