Avrupalılar o kadar insan sevgisiyle dolulardır ki kendi ileri toplumlarını incelemek için kurdukları sosyoloji bilimiyle ilkel gördükleri toplumları incelemeye tenezzül etmezler.
Hurafelerin kökünü kazıyacağını iddia eden modernlik, hurafecilikte o kadar ilerledi ki organik hurafelerle yetinmeyip sentetik, genetik hurafeler üretti.
Biz müslümanlar da bu hurafeleri babamızdan miras kalmış gibi aldık kabul ettik.
Eşyanın hakikatine dair düşüncelere ulaşmak bir anda olmaz. Önce taklit sonra tahkik gelir ve tahkike geçmek içinse kişinin aklını isteyerek çalıştırması elzemdir.
İşte bu sebepten, kişi hangi aklî seviyede ise onun doğrusu da o seviyedir. "Malın zekâtı kendi cinsindendir" hükmü gibi akıl etmenin sonuçları da o aklın bulunduğu mertebeden soyutlanamaz.
Böylece çoğul eki almış doğrular ortaya çıkar.