• Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama* muntazır*
    Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayâtıdır;
    Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır*!
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır

    Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ* sizin;
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    Şu nâdi-i niam*, bakın kudûmunuzla* müftehir*!
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
    Yiyin efendiler yiyin; bu hân-ı zî-safâ* sizin;
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say;
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,

    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay... kolay...
    Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar,
    Gurûr-ı ihtişamı var, sürûr-ı intikaamı var.
    Bu sofra iltifâtınızdan işte âb ü tâb* umar.
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı can-fezâ sizin;
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa; mâlini,
    Vücûdunu, hayâtını, ümîdini, hayâlini,
    Bütün ferâg-ı hâlini*, olanca şevk-i bâlini*.
    Hemen yutun düşünmeyin harâmını, helâlini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin;
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak!
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak,
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
    Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı pür-nevâ* sizin;
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
    Yaşar Nabi Nayır
    Sayfa 123 - Varlık Yayınları * İltikaam: yeme *Muntazır: bekleyen *Muhtazır: ölümcül, can çekişen * Hân-ı iştihâ: istek sofrası * Nâdi-i niam: nimetler meclisi *Kudûm: geliş *Müftehir; övünen *Hân-ı zî-safâ:  safalı sofra *Âb ü tâb: parlaklık ve letafet
  • 176 syf.
    “İhanet ve kötülük hep pusuda bekliyor, insan hayatının biricikliğine kastederek zulmünü icra ediyor. Kalp direndiğinde öfkeye ve nefrete mağlup olmayacağız demektir. Kalp direndiğinde terör bizimle oyun oynayamayacak, aramıza nifak ve ayrımcılık salamayacak demektir. Ancak kalp direndiğinde, geleceğimiz, umut ve düşlerimiz kötülük tarafından gasp edilemez.”

    Kalbin Direnişi beş bölümden oluşuyor, aynı adla isimlendirilen üçüncü bölüm; din kisvesine bürünerek ortaya çıkan terör örgütlerinin nasıl teşekkül ettiğinden, onları ayakta tutan saiklerden, “karıncayı ezmez” zannedilen insanların nasıl olup da onlara dâhil olarak vahşi bir mücrime dönüşebildiğinden, kanlı eylemlerine nasıl meşruiyet kılıfı giydirdiklerinden vs. bahsetmesi hasebiyle yaşadığımız güncel terör olaylarına ışık tutması ve zihnimizde oluşan birçok soru işaretini gidermesi açısından ayrı bir öneme haiz.

    Gezerken Kalbe Düşen adlı dördüncü bölüm yazarın çoğunlukla katılması gereken toplantılar sebebiyle gittiği ülkelere ait izlenimlerinden oluşuyor. Turistle seyyah arasındaki farka dikkat çeken yazar seyyahı anlatırken gönle seyahat etmenin arzusu düşüyor.

    Yitik Anlamın Peşinde adlı beşinci bölümde ise bugün “anlam”ı kaybetmiş insana “sahip olmak mı yoksa olmak mı” sorularından hangisinin daha değerli olduğunun hatırlatılmasıyla anlamı yakalamanın önemi ve nasıllığına dair ipuçları veriliyor.

    Kırlarda Bir Kelebek adlı birinci bölümde yer alan bir cümle: Hepimiz içimizde yaşanmadan bekleyen bir hayatın suçunu duyuyoruz.

    Bir toplumda gönlün şarkılarını söyleyenler varsa, narsizm hastalığı burçları aşıp orada otağ kuramaz, diyor yazar Kendi Önünüzden Çekilin adlı ikinci bölümde. Bu ve buna benzer daha fazla cümleyle hemhal olmak için okunmalı, oldukça keyifli ve besleyici olan Kalbin Direnişi...
  • 480 syf.
    ·2 günde·10/10
    Katilin oynadığı oyun kendince zevkli ama kötü bir oyundur Ve şaşırtmalı bir şekilde zekice oynar,oyununu.Akıcı ve sürükleyici bir kitap.Tavsiye ederim.Blogumdan da ayrıca yorumumu okuyabilirsiniz. ( https://sadeceyagmurr.blogspot.com/...kanl-selfie.html?m=1 ) Keyifli okumalar.
  • Yiyin, efendiler yiyin; bu hân-ı iştihâ sizin; Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!

    Han-ı Yağma

    Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
    Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
    Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Tevfik Fikret Han-ı Yağma,
  • 519 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Dikkat spoiler içerir.
    Mezhep çatışması yüzünden 12 Eylül darbesi öncesinde yüzlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına sebep olan Maraş olaylarının başlamasına sebep olduğu iddia edilen eski MHP'li yeni BBP'li Ökkeş Kenger yani yazarın o döneme ve o olayın perde arkasına ilişkin bilgiler verdiği bir araştırma eseri. Sinemaya atılan bomba ile başladığı iddia edilen olayların aslında sol örgütlerin hazırladığı bir olay olduğunu belirtiyor. İşin içinde Garbis adında bir Ermeni, Aydınlık dergisi ve Doğu Perinçek, PKK yani Apocular ve diğer sol örgütlerin olduğunu söylüyor. O dönemde bu işi dil örgütün planladığını söyleyen İçişleri bakanının görevden alınması, yazarın solcu polisler tarafından gözaltına alınıp günlerce işkence görmesi, delil olmamasına rağmen 2 sene tutuklu kalması, aklanmasına rağmen yıllarca bu olayın peşini bırakmaması ve bu yüzden soyadını değiştirmek zorunda kalması anlatılıyor. Ayrıca öğretmen olması ama sonradan ihraç edilmesi, dava sürecinden sonra haklarını kazanıp kendisinin istifa etmesi, Meydan Larousse'a bile dava açıp kazanması, hapiste geçirdiği süre içinde yaşananlar, dönemin siyasilerinin açıklamaları ve daha pek çok şey anlatılıyor. O olaylara farklı bir gözle bakmak isteyenlerin okuması gereken kitaplardan biri.
  • 480 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    | Kanlı Selfie |

    Polisiye-gerilim severleri mutlu edecek bir kitap ile geldim. Çünkü kurgusu ile sizi etkisi altında bırakan şahane bir eser.
    Oldukça akıcı ve okuyucuda merak duygusu sonuna kadar devam ediyor.
    Dedektif Hunter'ın üstün zekası ve harika tespitleri beni benden aldı. Film tadında okurken izliyormuşum hissi uyandırdı. Gerilimi fazlasıyla hissetmemizdeki bir etken ise olay geçişleri sıralamasının oldukça iyi yapılmış olması diye düşünüyorum.
    Okurken kitapta tıbbi bilgilerde verilmiş ve açıklanarak yapılmış. Okuyucunun soru isaretleri giderilmis. Özellikle beni etkileyen kafatası içindeki piramit yarıklarınin açıklamasiydi ve ilk kez öğrendiğimi belirtmeliyim.

    Bir diğer beni mutlu eden şey ise asla katili tahmin edemedim. Bu benim polisiye kitaplarında aradığım en önemli özellik ve bunu yazarimiz cok iyi yapmis.

    Konusuna gelecek olursak bir katil düşünün hedefini önceden belirlemiş ve takibe alip notlar gönderiyor. Karşısına ansızın çıkıp etkisiz hale getiriyor. Ve sonra bir oyun oynuyor. Oyunu hedefinin en yakınlarından birini seçerek başlatıyor. Bu kimi zaman arkadaşı kimi zamanda eşi ya da kardesi oluyor. Katil hedefinin yakınına görüntülü arama yapıyor ve ona iki soru soruyor. Basit gibi görünen ama ustaca hazırlanmış karşısındakinin asla bilemeyeceği sorular. Ve karşıdaki bilemediğinde yaptıkları tüylerimi urpertip midemi bulandırdı. Bu sırada ekrandan gözünü ayırırsa ya da telefonu kapatırsa hedefini cezalandırıyor.


    Kanlı Selfie'de beni etkileyen şöyle bir cümle vardı
    "Sosyal medya siteleri, insanlar hakkındaki bilgileri bedavaya edinebileceğin bir açık pazar gibi ve insanlar bu bilgileri başkalarının bulması için kendi özgür iradeleri ile oraya koyuyor." gercekten ne kadar doğru degil mi? Katil burda tüm bilgileri sosyal medya üzerinden almıştı.
    Katilin neden bunu yaptığını öğrendiğimde kanım dondu.

    Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan bir tanesiydi ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
  • Ama Curly orada, çiğnemiş, kanlı karların üstünde hayatını kaybetmiş, kelimenin tam anlamıyla paramparça edilmiş olarak yatarken, esmer melez başında duruyor ve feci şekilde küfrediyordu. O sahne daha sonra sık sık Buck'ı uykusunda ziyarete gelerek rahatsız edecekti. Demek burada işler böyle oluyordu. Adil oyun diye bir şey yoktu. Bir kere yere düştün mü sonun geldi demek ki. Eğer öyleyse hiç bir zaman yere düşmeyecekti. Spitz dilini dışarı çıkartarak tekrar güldü ve o andan itibaren Buck keskin ve ölümcül bir kinle ondan nefret etti.
    Jack London
    Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi 6