Uzun zamandır gördüğü, kendisini her gün biraz daha uyumaktan alıkoyan kâbusu yine görmüştü. Kan ter içinde uyanmış, ağzı kurumuş ve müthiş bir korku hissetmişti be-deninde. Elleriyle kurşunların girdiği yerleri yokladı. Önce iki elini, sonra iki ayağını ve en son da alnını. Duvarda kendi kanıyla çizilmiş bir yıldız sembolü, kurşunların vücudunda açmış olduğu yaralar da bir yıldızı andırıyordu... Üzeri yerli yersiz soyulmuş ahşap komodinin üzerinde bulunan su dolu bardağı bir dikişte bitirdi. Göz ucuyla saatini yokladı. Saat, gece 5.30’u biraz geçiyordu. Bir koğuş ağası gibi odasının en güzel yerine yerleştirdiği yatağından kalkarak, boyaları dökülmüş ahşap pencereye doğru yürüdü. Dışarıda fırtına var- dı.