Asıl mevzuya gelmişti sıra. Cin çağırmaya...
Can, bu işi daha önce defalarca yapmıştı. Hatta Ali ona, “cinlere fısıldayan adam” diye lakap bile takmıştı.
“Nasıl olacak Can? Şimdi ne yapmamız lazım?” diye sordu Ali, meraklı bir ifadeyle.
Can, yatağının altına sakladığı, üzerinde harfler, rakamlar, bir tarafında “evet”, bir tarafında “hayır” ve bir tarafında “bilmiyorum” yazan tahtayı, gizlediği yerden çıkararak, masanın üzerine koydu. Işıkları kapatarak, tahtanın etrafına iki mum yaktı. Üzerine de bir fincan koyarak kuralları anlatmaya başladı. Mahir’in yüzü bembeyaz olmuştu. Can’a göre, kahve fincanının içerisine, üç kulhü, bir elham okunacak ve fincan ters çevrilecekti. Prosedürü aynen uygulayarak fincanı ters çevirdiler. Can, ayrıca fincanın içerisine, odada bulunanların bilmediği başka bir dua daha okumuştu.