Yönetilmek istemiyoruz. Ama bununla, kimseyi yönetmek istemediğimizi de ilan etmiş olmuyor muyuz? Aldatılmak istemiyoruz, bize daima gerçeklerden başka bir şey söylenmesin istiyoruz. Ama bununla, her zaman gerçeği, yalnızca gerçeği, bütün gerçeği söyleyeceğimizi de ilan etmiş olmuyor muyuz?
Günümüze dek taş devri düzeyinde kalmış ilkellerin toplumları incelendiğinde, onların küçük topluluklarında, topluluğun tüm üyeleri arasında en üst düzeyde dayanışma uygulandığı görülür.
İşte bu yüzden, bu duygu, bu dayanışma pratiği, tarihin en kötü dönemlerinde bile asla sona ermez. Egemenliğin, köleliğin ve sömürünün geçici koşulları bu ilkeyi görünmez kılsa bile, büyük çoğunluğun düşüncesinde hep varolur; kötü kurumlara karşı bir atılım, bir devrim yaratır. Bu anlaşılır bir durumdur: Bu duygu olmasa toplum çökerdi.
İnsanlık, zor kullanma hakkını, onu elde etmiş olanlardan asla geri almaz,–bu hak ister barikatların üstünde kullanılsın, ister kuytu bir dörtyol ağzında.