"Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan birisi yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak."
"Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir 'hişt hişt' sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları..."
" 'Yaşanmışlığın en kirli ama en kuvvetli tanığı paralardır.'(...) Siyah kadife bir tablanın üzerine sıralanmış bir düzine kadar madeni para tezgâhta boş kalan yere yerleştirildi. Şu Safevi parasıydı, şu Sasanilerden kalma. Kim bilir kimlerin elinden geçmiş hangi köşelere girip çıkmışlardı? Nelere mal olmuştu taşıdıkları değer? Neler satın almış neler görmüşlerdi?"