“…Her kadının gönlünde istediği hâlde almayı amaçlamadığı bazı eşyalar vardır… mesela güzel bir saat ya da yüzüğü vitrinine koymuş bir dükkanın önünden geçerken kadınlar dönüp o eşyaya bakarlar. Mahsus o eşyaya bakmak için o dükkanın önünden geçmezler. Ama başka bir amaçla bir yerlere giderken yolları oraya düşerse vitrine bakarlar. Eşyaya duydukları arzuyla onu almaya yeltenmeyerek kabul ettikleri yenilgi, bir araya gelerek tatlı bir hüzün duygusuna dönüşür. Kadınlar bu duygudan keyif alırlar…”
“Ne yapayım, kadınlar senin gibi erkeklerden hoşlanırlar, o yüzden hep tedirginim.”
“Ne tuhaf. Bilirsin bir deyim vardır: Buda sanıp heykel sevmek. Ben işte öyle bir adamım.”
“Ben o deyimin anlamını bilmiyorum.”
“Benim gibi bir erkeği sadece sen seversin demek…”