“… Herhangi bir şey düşünmeden, sadece bir tür, belli belirsiz, yürek burkan bir duyguyu hissederek, sarhoş gibi kalakalmıştı. O hissi sözcüklere dök derseniz, sadece şunu söyleyebilirim: Adı kötüye çıkmış kızını metresliğe vermiş bir ebeveyn neler hissederse onları hissediyordu.”
“… Ancak Suezo’da, bu odada serap gibi süzülen mutluluk emaresi kızı bilinçsizce incelerken bile kendi ev hayatında böyle bir tadın neden olmadığını merak edecek, şu anki güzel hâlini normal hayatında da sergilemesi için hangi şartların gerektiğini, bu şartları kendi karısının sağlayıp sağlayamayacağını düşünecek incelikte bir zihin yapısı yoktu.”
“Kapağının köşeleri kıvrılmış, yıpranmış not defterimi yine önüme çektim. Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürüleceğimiz aklımıza gelmez, diye yazdım.”