“… Ve çok açık bir şey ki, bizde tüm iyi konuşmalar, sadece ve sadece başkalarını ve kendimizi kandırmak içindir. Gösterin bana, üstünde o kadar çok ve sık çene çaldığımız çocuk yuvalarımız nerde? Nerde okuma salonlarımız? Sadece romanlarda rastlıyoruz bunlara. Gerçek yaşamda kırıntıları bile yok…”
Sayfa 45 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
“Oğlum… Boğuldu ırmakta, biliyorsunuz. Yurtdışına attım kendimi büsbütün, hiçbir zaman dönmemek üzere, bu ırmağı görmemek içim bir daha… Gözledimi kapadım, koştum bilinçsizce. O da ardım sıra, acımasızca, kabaca izledi beni…”
Sayfa 39 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
“Ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar yine de aptal bunlar… konuşabileceğim kimse yok… Hep yalnızım, yalnız, hiç kimsem yok… Kimim ben, neden varım, belli değil…”
Sayfa 33 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Açık konuşmak gerekirse kapağına baktığımda karşılaşacağımı düşündüğümden çok daha farklı bir hikaye okudum. Bilimkurgu mu desem yoksa dehşet verici bir facia mı bilememdim. Gidişat ve son beklenmedik, karakterler ise trajikomikti. Kısaca bahsedecek olursam Moskova’da bir enstitüde çalışan zooloji profesörü Persikov şans eseri bir ışın keşfediyor. Bu ışın amip hücrelerinde daha hızlı büyüme ve kontrolsüz çoğalmaya sebep oluyor. Fakat amip dışında başka bir canlıda denenmediği için olası sonuçları da bilinmiyor. O sırada da ülkede tavuklar vebaya yakalanarak ölüyorlar. Doçent Semyonoviç de profesörün buluşuyla tavukların çoğaltılması fikrini uygulamak istiyor ve profesörün mercek sistemini alıyor. Üstüne profesörün yılan ve deve kuşu yumurtalarıyla doçentin tavuk yumurtaları karışınca ülkede sürüngen felaketi yaşanıyor. Olaylar sonucu öfkelenen halk profesörü öldürüyor. Her şey normalde döndüğündeyse Semyonoviç profesör olup enstitünün başına geçiyor. Böylesi garip bir hikaye. Sonucunda ise zarar gören kişi fikri bulan, uygulayan değil; en baştaki keşfi yapan oluyor. Aslında hikayenin bilimkurgudan öte bir eleştiri olduğunu öğrendiğimde okuduklarım benim için daha anlamlı hale geldi diyebilirim. Yine de bu eleştiriyi yapmak için böyle bi hikaye yazmak kimin aklına gelebilir ki?..