• Hangi diziyi en çok seviyorsunuz?
    A-çukur
    B-söz
    C-diriliş ertuğrul
    D-sen anlat karadeniz
    E-bir zamanlar çukurova
    F-yeni gelin
    G-kızım
    H-savaşçı
    K-elimi bırakma
    L-hiçbiri
  • .
    "Sen ki ey gül, çayırda kızarıp kurumlanıyorsun kıpkırmızı, bürünmüş allara kır şen ve hoş ama mutsuz olacaksın nice güzel olsan da."
    .
    İsmini gülün gizeminden alan bu harika Eco eseri sayesinde zaten hayran olduğum bir dahiye bir kere daha hayran oldum. İletişim biliminde bir deha sayılan Eco, yaşadığı çağdan daha iyi bildiği Orta Çağ'ı, edinmek için çokça çaba harcadığı bir el yazması sayesinde roman haline getirir. Yaşadığı dönemi sadece televizyondan bildiğini söyleyen Eco, Orta Çağ' a tümüyle hakimdir. Bu nedenle aslında geçmişi güncelle bütünleştirir ve bizler kitabı okurken o güncelliği sezeriz.
    .
    Okumaya başladığınız zaman ilk yüz sayfada herkesin yaşadığı bir bunalma, sıkılma belki de vazgeçme durumu sizi de sarabilir ama bakın Eco bu durum için ne diyor: " (...) bir insan manastıra girip orada yedi gün yaşamak istiyorsa, onun ritmini kabul etmek zorundadır. Bunu başaramazsa, kitabın bütününü okumayı da hiçbir zaman başaramayacaktır. Bu nedenle, ilk yüz sayfanın bir kefaret ve başlangıç işlevi vardır; her kim bundan hoşlanmazsa kendi bilir, tepenin eteklerinde kalır."
    .
    İlk okuyuşumu 1 Şubat 2010 yılında yaptığım bu güzel eseri yeniden 2018 Kasım'ında okuyup bitirmenin gerçekten tadını çıkarıyorum. İlk okuyuşumun nedeni derste hocamın kitaptan ve bu kitabın "yazı" için öneminden bahsetmesiydi. Yazıyı icat eden insanoğlu için hafızanın bir önemi kalmamıştı. Kitapları bulan insanoğlunun onlarla derdini anlamak istemiştim. Bilgiyi gizlemek isteyen, felsefeye karşı olan, dogmatik ve erkçi Orta Çağ zihniyetini ve onların kitaplara ve yazıya bakışını tarihsel, polisiye bir tarzda okumak çok güzel bir okuma yaşatmıştı. Kitabın ilk sayfasına, o zamanlar instagram olmadığı için, azıcık bir yorum yazmıştım. Şimdi, ikinciye okuyunca zihnimde yeniden ve daha da dolu canlandı her satır. Daha iyi anladım Eco'yu.
    .
    Kitabı okumaya başlayın ve lütfen pes etmeyin. Manastır sınırları içerisinde gezerken Orta Çağ insanını ve saplantılarını görmekle kalmayacak, bunları güncelle bağdaştıracaksınız. Ayrıca Eco'nun tüm araştırmalarını ne denli güzel bir emekle kitaplaştırdığına da şahit olacaksınız. Gülün Adı, gerçek bir ışık eseri
    .
    .
    .
  • Galata rıhtımından motora bindi .Kız kulesi açığında demirli olan Bandırma Vapur’una geldi.Milli Mücadele’nin ilk emrini verdi:”Hedefimiz Karadeniz.” Bu emirden üç yıl üç ay sonra,işgalcileri denize dökmek için Milli Mücadele’nin son emrini verecekti:”Hedefimiz Akdeniz !”
  • "Bir kadın sevildikçe güzelleşirmiş...
    Çok seviyosun ya ondandır..."

    Sen Anlat Karadeniz
  • Uzun bir serüven ve tekrar tekrar okusam da bıkmayacağım bir kitap olmaya devam ediyor. Eco, Orta Çağ ansiklopedilerini aratmayan bir bilgi aktarımı yapıyor ve bu bilgilerin yanında ilginç bir zincirleme cinayet serisi ile sizin dikkatinizi ayakta tutuyor. Dinler tarihine ve Orta Çağ tarihine ilgili olanlar için bulunmaz bir nimet olduğunu düşünüyorum.
    Cinayetlere gelirsek de tüm her şey sizin önünüze seriliyor ve ipuçları da size apaçık sunuyor, sanki sizin de katili yakalamanızı ister gibi. Adso ile birlikte düşünüp tartıyorsunuz ve tüm bunların yanında Orta Çağ havasını soluyorsunuz.
    Dinler üzerine meraklı biri olaraktan ben fazlasıyla ilginç tespitlerle karşılaştım ve ister istemez beni daha çok araştırmaya itti.
    Orta Çağda bir polisiye yazmak fazlasıyla zorken Eco bunu olayı yaşayan ve üstünden yıllar geçtikten sonra kaleme alan Adso tarafından yazarak kendi işini daha da çok zorlaştırıyor. Okurken çok güzel duygular ön plana çıkmış ve Adso'nun kendince birçok yorumlaması beni gülümsetti. Bu tadı alabildiğim çok az romanın olmasının yanında polisiye olarak bambaşka bir yere sahip aslında.
    Kitap üzerine yazdığı açıklama çok güzeldi; roman yazmak istediği için roman yazıyor, rahip zehirlemek istiyor, domuz öldürmek istiyor ve bu isteklerine göre şekilleniyor romanı. Çok samimi geldi bu açıklama, gerçekten böyle bir romanın bu şekilde oluşması kitabı daha da ilginç kılıyor bence.
    Kısacası ben gülün adını ilk okuduğumda nasıl bir şaşkınlık ve hayranlık duyduysam ikinci okumamda da öyle bir şaşkınlık ve hayranlık duydum. Bu hissi her okuyuşta veren bir başka kitapla şimdilik karşılaşmadım. O yüzden gülün adı fazlasıyla iyi ve sağlam bir yapıt.