Böyledir. Bazen, muazzam saraylardan, usta işi heykellerden,kılıçlardan, marifetli ellerden çıkan süs eşyalarından en ufak bir iz kalmaz da ; o medeniyeti,bir köylünün çorba kaynattığı sıradan bir bakır kap temsil eder. O kalır.
Bugün,dört dörtlük şiirler yazdım, kusursuz bir heykel yaptım, harika bir bina diktim diye öğünüp diğerlerini küçük görenler; şunu iyi bilmelidir ki, yukarıdan bakınca dünyaya ait herşey küçüktür, eşittir..
Ve yarına kalmak,beceri değil, nasip meselesidir. Ayrıca, sadece insanların değil, eşyanın da bir kaderi vardır.
Dil ile din arasında,hayati bağlar vardır. İkisi de birbirini tamamlar.
Dil bir imkândır. Din de öyledir.
Dil ile derdimizi, din ile kendimizi ifade ederiz.