mutteal

mutteal
@karaksd
Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişin bilememişim. Oyalanmışım. Kalakalmışım...
Öfke, aklı örtüp kapatan bir örtü gibidir. Akıl zayıf düşünce şeytanın askerleri hücuma geçer. İnsan ne zaman öfkelenirse, tıpkı çocuğun topla oynaması gibi şeytan da onunla oynar.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İhtiyacını karşılayan az miktar seni azdıran çoktan daha hayırlıdır" demişler..
1000Kitap
Vehb İbni Munebbin (R.A.) der ki; "ilim yağmur suyu gibidir. Yağmur suyu nasıl gökten tatlı saf olarak iner, ağaçlar onu kılcal kökleri ile emerek tatları ne ise ona çevirirler, böylece acı olan daha acı, tatlı olan daha tatlı olur. İlim de öyledir. İnsanlar onu himmet ve arzularına göre bellerler. Böylece o kibirliyi daha kibirli yaparken alçak gönüllünün de tevazûunu arttırır. Çünki kibirliyi amaç edinen kimse câhildir, ilim kazanınca kibirliliğine sebeb bularak daha da kibirli olur. Fakat câhilken Allah (C.C.) korkusu taşıyan kimse, bilgisini artırınca, tavrını sebeb edinerek Allah (C.C.) korkusu, çekingenlik ve tevazuu daha da artar.
1000Kitap
Havariler Hz. İsa (A.S.)'ya sorarlar, "Yâ Ruhullah yeryüzünde şu zamanda senin gibisi var mı?" Hz. İsa (A.S.) da onlara: "Evet var. Konuşması zikir, susması fikir ve bakışının amacı ibret olanlar benim gibidirler" diye cevap verir. Hasan-ül Basri (R.A.) der ki, "Hikmet taşımayan söz, boş boğazlıktır. Susması düşünce olmayan, yanılmıştır. Bakışının amacı ibret olmayan kimse, boşuboşna oyalanmıştır."
1000Kitap
Peygamberimiz şu cevabı verdi: "- Ümmetimden iki kişi Allah (C.C.)'in huzurunda diz çöktü, biri "Yâ Rabb'i, bu kardeşimden hakkımı al" dedi. Allah (C.C.)'da ötekine: "kardeşinin hakkını kendisine ver" diye buyurdu. Verecekli adam "hiç bir iyi amelim kalmadı" dedi. Bunun üzerine Allah (C.C.) alacaklıya: "ne yapacaksın, arkadaşının sana verecek hiç bir iyi ameli kalmadı" diye buyurdu. Alacaklı "o halde hakkım kadar günahımı üzerine alsın" dedi. Böyle derken Peygamber (S.A.V.)'imiz yaşlı gözlerle "o gün öyle yaman bir gündür ki, her günahını sırtına yükleyeceği birini arar" diye buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu arada Allah (C.C.) alacaklı tarafa: "kaldır başını da cennet bahçelerine bak" diye buyurdu. Adam başını kaldırarak "Yâ Rabb'i, altından bir takım yüksek evler ile incilerle bezenmiş şehirler görüyorum. Bunlar acaba hangi peygambere, ve ya hangi sıddıka yahut hangi şehide ayrıldı" dedi. Ulu Allah (C.C.): "Bu gördüğün ev ve köşkler bana bedelini ödeyenlere verilecek" diye buyurdu. Alacaklı adam "Yâ Rabb'i onların bedelini sana kim ödeyebilir" dedi. Allah (C.C.): "sen verebilirsin" diye buyurdu. Adam: "nedir o bedel" diye sordu. Allah (C.C.): "Arkadaşına hakkını bağışlaman" diye buyurdu. Bunun üzerine alacaklı adam: "yâ Rabb'i ona hakkımı bağışladım" dedi. Allah (C.C.)'da alacaklıya "o halde onun elinden tut ve onu cennete götür" diye buyurdu. Sonra Peygamber'imiz (S.A.V.) bize dönerek "Allah (C.C.)'dan korkun ve aranızda doğan anlaşmazlıkları barışçı yollardan halledin. Görüyorsunuz ki, Allah (C.C.) müminlerin arasını bulmaktadır" diye buyurdu.
1000Kitap