mutteal

mutteal
@karaksd
Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişin bilememişim. Oyalanmışım. Kalakalmışım...
Gözleri ile görmediği, alışkanlık haline getirmediği şeyi inkâr etmek insanın değişmez huyudur.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "- insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindiğine iyi baksın." Rivayet olunur ki Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyurmuştur: "- İyi bir sohbet arkadaşı misk satıcısı gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu bulaşır. Kötü bir sohbet arkadaşı körük çekene benzer, tutuşturduğu ateş seni yakmasa bile üzerine dumanı bulaşır."
1000Kitap
Ehli hikmetten bir zât der ki: "zavallı insanoğlu! Eğer fakirlikten korktuğu kadar cehennemden de korksa ikisinden de kurtulurdu. Eğer zenginlik peşinden koştuğu kadar cennetin de peşinden koşsa idi ikisini de kazanırdı. Davranışları ile insanlardan çekindiği kadar kalbi ile Allah (C.C.)'dan da korksa hem dünyada hem de Ahirette mesud olurdu."
1000Kitap
"Avcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya "bana ne yapmayı düşünüyorsun" diye sorar, avcı serçeye "seni kesip yiyeceğim" cevabını verir. Bunun üzerine serçe avcıya "vallahi, benim etim ne kahvaltılık olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni salıverecek olursan sana üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar. Kabul edersen bu üç şeyin ilkini şimdi elinde iken, ikincisini elinden uçub karşıdakı ağaca konunca, üçüncüsünü de ağaçtan uçub önümüzdeki tepeye varınca söyleyeceğim" der. Kuşun teklifine avcının aklı yatar, onu salıvermeye karar verir, "öğreteceğin ilk şeyi söyle bakalım der." Bunun üzerine kuş avcıya "elinden kaçan fırsatlar için hayıflanma" der. Avcı kuşu salıverir. Uçub karşı ağacın dalına konunca da ikinci şeyi öğretmek üzere "olmayacak şeye inanma" der. Bu sözlerden sonra kanadlanan kuş avcının önündeki bir tepeye varır konar, oradan avcıya şöyle der: Ey Bedbah adam: "Eğer beni kesmiş olsaydın kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci çıkaracaktın." Bu sözleri duyan avcı kaçırdığı fırsat karşısında hayıflanarak dudaklarını ısırır. Artık elinden bir şey gelmeyeceği için kuşa üçüncüyü söyle der. Kuş avcıya "sen ilk iki nasihatimi unuttun üçüncüsünü sana nasıl söyleyeyim ben sana "kaçırdığın fırsatlar için hayıflanma" demedin mi? Oysa sen daha az önce beni elinden kaçırdın diye hayıflanıverdin. Yine ben sana "olmayacak şeye inanma" demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerimin hepsi tartılsa yirmi miskal çekmez, kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında olan iki tane inci nasıl olabilir?" der ve uçup gözden kaybolur. Bu hikâyenin özü şudur: İnsanoğlu, kendisini aşın tamahkârlığına kaptırınca basireti kapanarak gerçeği idrak edemez oluyor ve olmayacak şeyi olabilir gibi görüyor.
1000Kitap
İbrahim İbni Edhem'e (R.A.) "Nasılsın" diye sordular, aşağıdaki şiirle cevap verdi: "Yamadık dünyamızı, yırtarak Dinimizden. Sonunda Din de gitti, dünya da gitti elimizden..."
1000Kitap