zeynep mahony

zeynep mahony
@karakuszeynep
Thailand
bursa, 17 Aralık 1994
91 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Tek başina" misin?
Ne güzel bir gece diye düşündüm. Şehirden uzakta, ağaçlarin arasinda bir sahilde yıldızlarin altinda tek başima oturuyorum. Tek başimayim. Sadece dalgalarin sesi var. Sonra "tek baṣina olmak" kelimesi aklima takildi. Tek baṣina olmakla sahildeki tek insanin ben olduğumu kast ediyorum ama eğer tek başimasaysam yalnız hissetmemde gerekmez miydi? Oysa ben dolu dolu bir kalabalik, canlilik hissediyordum. etrafimda sanki yalnız değilim ve onlarca arkadaşimla oturuyordum o sahilde. Sanki o gece, o sahilde arkamda duran ağaçlar da benimle beraber oturmuş yildizlari seyrediyordu. Çok kalabaliktik, yapayalniz otururken dopdolu hissediyordum. Tek başima değildim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
basari ve basarisizlik
Bu hafta yogaya basladım. Youtube'dan temel 20 dk'lık bir video secerek hareketleri tekrarlamaya basladım. ilk gun; 13. dakikada pes edip en azindan basladim diyerek kendimi avuttum. 2. gun; 14. dakikada pes edip en azindan tekrar ettim bu da buyuk basarı diyerek kendimi yine avuttum. 3. gun; yapmadim, ilk 2 gun denemistim ama diyerek kendimi avuttum. 4. gun; 14. dakikaya da yine pes edip, hareketler cok zor, daha temel yogayi bile yapamıyorsam ileriki seviye de hareketleri asla beceremem diye kendimi asagıladim. 5. gun; 10. dakikada videodaki kadinin bedeniyle, hareketleri kusursuz yapabilmesiyle kendimi kiyaslayip yine pes ettim. 5. gunun sonunda daha 20 dakikalik videoyu hic bitirememistim, hareketlerinin hicbirini duzgun yapamamis. nefesime dahi dogru duzgun odaklanamamistim yani en basitten baslayip onu bile beceremememistim. tam bir daha yoga yapmamaya karar verecektim ki basariya ne kadar takintili oldugumu fark ettim. 'basaramayacaksan zamanini harcama', tum mottom buydu. bu dusunceyle birlikte hayatta ne kadar cok seyden vazgectigimde bir bir aklima geldi tabi. sanirim cocuklugumda cok duydugum. bir isi duzgun yapamayacaksan hic yapma. birak yapabilenler yapsin. sozunun uzerimde cok buyuk etkisi olmustu. Ayni hafta, Hong kong'lu benimle ayni yasta biriyle tanistim. hikayesi cok ilgimi cekti ve inanilmaz basarili biri oldugunu dusundum cunku zengin bir ailede buyumemesine ragmen kendi imkanlariyla 3 defa website kurup, internetten yazilimcilar bulup kendi kafasindakileri ortaya koymaya calismis. ilk 2 defa isi batirmis. ama 3. de tekrar yeni bir fikirle ortaya cikip yine yazilimci birini ise alip yeni bir website tasarlamaya baslamislar. sonra pazarlama icin bir isci daha, simdi ise 35 kisilik bir ekibi var ama + 20 kisilik daha bir istihdam yaratmayi
Değişim kaçınılmazdı! Peki değişime cesaretiniz var mı?
Kendimi düşünüyorum. yay burcunun özelliklerinin aksine nasıl da sabitliği sevdiğimi ve hayatın beni neden sürekli değiştirmeye çalıştığını, büyüdükçe anladım ki değişim gerçekten de kaçınılmazdı. ilk okulda okurken asla liseye geçmek istemedim. liseden üniversiteye, üniversiteden hayata... herkes bir an önce büyümeye, özgür olma düşüncesiyle tutuşurken ben tam tersi hep içinde bulunduğum yerde kalmak istedim. yeni şeyler ilgimi çekmez aksine korkuturdu. çünkü mutluydum ben! Çocukken annemle studio bir evde yaşarken asla büyük eve çıkmak istememiştim. kapısı olan bir odam olucak olsa bile...binbir surat asarak taşındığım o evi sonradan çok sevdim ve hayatım boyunca orada yaşamak istedim. herkes üniversitede farklı şehir hayali kurarken kendime itiraf edemesem bile içten içe farklı şehiri istemiyordum. üniversite sonucu açıklandığında evime yakın bir üniversiteyi kazandığımı gördüğümde içimde yükselen o ohh hissi! Neden korktuğumu biliyorum aslında ama henüz bunları kabul edip sesli söylemeye veya yazmaya cesaret edemiyorum. Bu sadece ufak bir korkak bir adım...! Korktuğumu kabullendim. Şimdi o doğduğum büyüdüğüm ve yaşlanmak istediğim şehirden çok uzakta bir yerde elimde 2 valizle gelip yerleştiğim sahil kasabasından yazıyorum. Hayat beni buna mecbur bırakmasaydı tabi ki de gelmezdim biliyorum ama aynı zamanda başarmanın gururu var içimde, şehir değiştirirken ne param ne işim ne de gideceğim yerde hiç bir tanıdığım yoktu. hayatımın o dönemini çocuk havuzundan çıkıp denize atlamak olarak değerlendiriyorum. İnsanlık için küçük, benim içinse koskocaman bir adımdı...Derseniz ki geçti mi değişimden korkun? cevabım ise hala aynı... çünkü ben kabullendikçe hayat önüme daha fazlasını çıkarıyor. Şimdi bir erkek arkadaşım var. Nasıl biri mi? Benim tam tersim. maceracı olarak
Değişim
Zamanım oldukça fazla kitap okumaya çalışıyorum çünkü bu dünyada yalnız olmadığımı bilmem gerek, belki bana benzeyen birileri bulurum oralarda, benimle aynı yoldan geçmiştir, benim anlayamadığım duyguları o çözmüştür bir yol bulurum o satırlardan kendime, günlük hayattaki sohbetlerde bunu yakalamıyorum. Hep yüzeysel oysa ben her duygunun özünü merak ediyorum. Günlük hayatta o kadar detaylı soru soramam kimselere ya da insanların birbirlerine %100 açık olabileceklerini düşünmüyorum belki de.
Çocukluğumda insanların bana hissettirdiği tüm sevinçleri, kızgınlarımı yazdığım bir defterim vardı. Bir gün annemin defterimi okuyup üzüldüğünü fark ettiğimde, yazmayı bıraktım. O zamandan beri ne zaman duygularımı dışarıdan görmek istesem, bir sayfaya her şeyi yazar, okur ve bir kaç dakika içinde kağıdı okunamayacak şekilde parçalarım yine birilerinin okuyup üzülmesinden korkarım. Keşke saklayabilseydim sayfalarımı, bazen herkesten çok eski kendime ihtiyacım oluyor.