Bu hafta yogaya basladım. Youtube'dan temel 20 dk'lık bir video secerek hareketleri tekrarlamaya basladım.
ilk gun; 13. dakikada pes edip en azindan basladim diyerek kendimi avuttum.
2. gun; 14. dakikada pes edip en azindan tekrar ettim bu da buyuk basarı diyerek kendimi yine avuttum.
3. gun; yapmadim, ilk 2 gun denemistim ama diyerek kendimi avuttum.
4. gun; 14. dakikaya da yine pes edip, hareketler cok zor, daha temel yogayi bile yapamıyorsam ileriki seviye de hareketleri asla beceremem diye kendimi asagıladim.
5. gun; 10. dakikada videodaki kadinin bedeniyle, hareketleri kusursuz yapabilmesiyle kendimi kiyaslayip yine pes ettim.
5. gunun sonunda daha 20 dakikalik videoyu hic bitirememistim, hareketlerinin hicbirini duzgun yapamamis. nefesime dahi dogru duzgun odaklanamamistim yani en basitten baslayip onu bile beceremememistim. tam bir daha yoga yapmamaya karar verecektim ki basariya ne kadar takintili oldugumu fark ettim. 'basaramayacaksan zamanini harcama', tum mottom buydu. bu dusunceyle birlikte hayatta ne kadar cok seyden vazgectigimde bir bir aklima geldi tabi. sanirim cocuklugumda cok duydugum. bir isi duzgun yapamayacaksan hic yapma. birak yapabilenler yapsin. sozunun uzerimde cok buyuk etkisi olmustu.
Ayni hafta, Hong kong'lu benimle ayni yasta biriyle tanistim. hikayesi cok ilgimi cekti ve inanilmaz basarili biri oldugunu dusundum cunku zengin bir ailede buyumemesine ragmen kendi imkanlariyla 3 defa website kurup, internetten yazilimcilar bulup kendi kafasindakileri ortaya koymaya calismis. ilk 2 defa isi batirmis. ama 3. de tekrar yeni bir fikirle ortaya cikip yine yazilimci birini ise alip yeni bir website tasarlamaya baslamislar. sonra pazarlama icin bir isci daha, simdi ise 35 kisilik bir ekibi var ama + 20 kisilik daha bir istihdam yaratmayi