Kaybedecek bir şeyim kalmamıştı. Geceleyin, dünyanın en boş evinde, kıyamet sonrası yorgunluğuyla donakalmıştım. Bir sigara yaktım. Ortalık o kadar sessizdi ki, sigaramdan yükselen dumanın gürültüsünü duyabiliyordum...
Siz bana bakmayın. Artık bütün tembihleri unutmuş, kapılarını teselliye kapatmış, basireti kördüğüm olmuş biriyim. Beni uygar kılan koşumları kemiriyorum. Program, prosedür, protokol umurumda değil. Göğsümde barut macunu gibi bir öfke kabarıyor.