Müslümanlar ölümün ne zaman gerçekleştiği sorusunu sadece tıbbi düzeyde cevaplayamazlar. Ölümü eninde sonunda tedavisi bulunacak bir hastalık olarak da algılayamazlar. Çünkü o bir vaizdir, yani bir hatırlatıcı. Ahiretin var olduğunu, insanın bu dünyada yaptıklarından sorulacağını, şu ya- şadığımız hayatın ötesinde bizi "daha hayırlı" bir hayatın beklediğini, "o gün"ün geleceğini hatırlatan bir uyarıcıdır ölüm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim Müslümanlar olarak sağlık meselesine bakışımızı belirleyecek olan bazı kavramlar vardır: nimet, emanet, ahiret gibi. Hâlbuki günümüzde yaşamın her alanı tıbbileştirildiği ve sağlıklı olmak bir fetiş gibi peşinden koşulan bireysel bir çaba haline geldiği için, hem yaşama hem de sağlığa "emanet" perspektifinin dışında, tamamen seküler gözle bakılıyor.
Vatanından, aile ocağından ayrı düşmüş bir garibin aklı fikri hep öz yurdunda ve sevdiklerinde olur. Sen de bu dünyada kendini bir garip say ve asıl yurdun olan âhireti düşün! Bitip tükenmeyen nimetlerle dolu, o çiçekleri solmayan diyarı düşün!