• Yanına yaklaştım, atalarımdan gördüğüm gibi bir karşılama konuşması yaptım:
    -Hayırlı akşamlar, soluk yüzlü! Çadırın barışla dolsun. Savaş baltalarımızı toprağa gömüp bir sulh çubuğu yakalım.
    Georges Perec
    Sayfa 177 - Ayrıntı Yayınları
  • Dünyalar farkı
    DÜNYA diken üzerinde... Amerika ihracat yaptığı ülkelere vergi duvarları örerek füze gönderiyor. Kanada önceki gün Washington'a 12 milyar dolarlık vergi duvarı ile cevap veriyor.
    Çin para savaşlarının merkezinde... O yüzden etrafı Amerikan savaş gemileri ve terör örgütleri ile sarılıyor. Ülkedeki en büyük nüfusa sahip müslüman toplumu terörize edilip Çin'in başına bela edilmeye çalışılıyor. Çin'in etrafındaki ülkelerde FETÖ büyütülüyor... DEAŞ hücreleri ile yığınak yapılıyor. Tüm ekonomik göstergeler yakın zamanda Çin'in 22 trilyon doları aşan gelirle dünyada süper güç olacağını gösteriyor. Amerika Pekin'in yeniden inşa ettiği İpekyolu ile Londra'ya kadar uzattığı Çin Seddi'ni yıkmak için kendini yırtıyor. Bunun yolu da Avrupa Birliği'nin dağıtılmasından geçiyor. O yüzden Avrupa başkentlerinde yeni terör dalgalarının oluşması bekleniyor. Bu kıtada yer alan ülkelerin tüm istihbarat ülkeleri sürekli önlenen terör saldırılarını açıklıyor. "Saldırılar artacak" diye devamlı halkı uyarıyor. ABD, Avrupa Birliği'ni dağıtacağını artık açık açık beyan ediyor.
    Trump gidiyor, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a "AB'den ayrıl, seninle özel ticaret anlaşması yapalım" diye açık çek veriyor. Planları adeta AB ülkelerinin gözüne sokuyor. Daha da ötesi, Çin'i durdurmak için çırpınan ABD, bu ülkenin en büyük müttefiki Rusya'yı koparıp yanına almak için ter döküyor.
    Ancak karşısına Çin'e trilyonlarca dolarlık yatırım yapan Küresel Sermaye çıkıyor.
    Ellerindeki medya gücü ile halkı sokaklara döküyor, Rusya ajanı olmakla suçladıkları Trump'ı devirmek için Washington'da yoğun mesai yapıyor. Böyle bir ortamda Trump, Helsinki'de Putin ile buluşmaya hazırlanıyor. Avrupa'nın ödü patlıyor, "Bu ikili anlaşırsa yanarız" diye ağlıyor. İngiltere'den "Biz biteriz" feryatları geliyor. O yüzden Helsinki buluşması yerden yere vuruluyor, provoke etmek için her yola başvuruluyor.
    Görüştüğüm bir Rus Generali "Trump- Putin görüşmesi Helsinki yerine Ankara'da gerçekleşseydi çok güzel olurdu, dünyanın başına kaynar sular dökülürdü" diyor. "Ancak Ankara'yı göze sokmak, Batı'yı çıldırtırdı. Putin Trump anlaşırsa Washington-Moskova-Ankara ekseni kurulur" diye ekliyor. Her yol Ankara'ya çıkıyor, Ankara'yı yanına alan uçacağına inanıyor. Bu yüzden AB 3 milyar euroluk mülteci parasının yolunu apar topar açıyor, NATO'dan "Türkiye daha da önemli rol oynayacak" açıklaması geliyor. Trump Türkiye'ye iki defa yenildiği BM'yi dağıtmaya hazırlanıyor, Ticaret anlaşmalarını yerin dibine sokuyor. İklim, Nükleer ne kadar anlaşma varsa hepsini gömüyor. 1. Dünya Para Savaşını ilan ediyor. Böyle bir ortamda Almanya bize yanaşmaya çalışıyor, İngiltere Ticaret bakanı "Türklerle partner olma konusunda anlaşabilirsek ortaya 1 trilyon dolarlık ekonomik portföy çıkar" diyor. Diğer yandan ABD ve Rusya Suriye'den çıkmayı konuşuyor...
    Yani bu gidişle bölge Türkiye'ye kalıyor...
    Ankara milyonlarca mülteciye yaptığı evsahipliği ile bölgede en güçlü ve söz sahibi ülke konumuna doğru hızla ilerliyor. Kimsenin hayal edemeyeceği kadar büyüyeceğiz. Yeter ki içerideki kısır kavgalara değil dışarıya odaklanalım.
    Muhalefetten bunu beklemiyorum.
    Onların gündemi başka... Kemal Bey "Muharrem İnce memleketi gezecek.
    Bütün il başkanlarımız karşılasın" diyor. Muharrem Bey "Çok ayıp bu açıklama... Bunu söylemeye gerek var mıydı?... Tabii ki karşılayacaklar" diyor... CHP "Karşılama merasimi"ni ve "Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan'ı tebrik edecek mi etmeyecek mi" konusunu tartışıyor. Kemal Bey "Tebrik etmem" diyor. Muharrem İnce "Yahu adam kazanmış. Tabii ki tebrik ederim" diyor. Kemal Bey yerinde kalacak mı, kim tokalaşacak, kim kaçacak? Böyle bir gündem olur mu? Yahu dünya kaynıyor...
    Yeni eksenler, dengeler kuruluyor...
    Almanya bile Ruslara yanaşmak istiyor ama Trump "Hükümetleri düşecek" diye sopayı gösteriyor, Merkel'in koalisyonu çatırdıyor, AB patırdıyor... Dünyada acayip şeyler oluyor... Bizim muhalefette ise daha acayip şeyler... Çünkü dünyaları farklı...
    O yüzden kazanamıyorlar... Ve asla da kazanamayacaklar.
    .
  • Dünyada hiçbir deli, "ben deliyim" diyecek kadar deli değildir.
    Aziz Nesin
    Sayfa 92 - Nesin Yayınevi 43. Baskı
  • Ben Niyazda!...

    İbrahim b. Edhem, Kâbe'ye varabilmek için tam on dört yıl yolculuk yapmış ve:
    -"Başkaları bu yolda ayakla, ben ise gözle yürüyorum." demişti. İki rekat namaz kılıyor ve bir adım atıyordu. Mekke'ye varıp Kâbe'yi yerinde göremeyince:
    -Acaba gözlerim mi bozuldu! demiş, bunun üzerine:
    -Gözlerinde hiç bozukluk yok. Lâkin Kâbe, buraya gelmekte olan zayıf bir kadını karşılamaya gitti, diye hâtiften bir ses geldi. Bu yüzden İbrahim'in kıskançlık damarı kabardı ve:
    -"Bu kim ola?" dedi. Sonra Râbia'nın, âsâsına dayana dayana gelmekte olduğunu gördü. Kâbe tekrar yerine geldi. (İbrahim b.) Edhem sordu:
    -Ya Râbia! Şu cihana saldığın velvele ne böyle? Râbia cevap verdi:
    -Cihana velvele ve fitne salan sensin. Kâbe'ye vâsıl olabilmek için on dört sene bekledin!
    -Evet, on dört sene namaz hâlinde çölü katettim.
    -Sen namazda katettin, ben niyazda.

    Râbia daha sonra Haccını ifâ ederek zâr zâr ağladı ve:
    -İlâhî! Sen hem Hacc üzere, hem de musibet üzere hoş bir vaadde bulundun. Şâyet Haccım makbul değilse, şimdi başıma büyük bir musibet gelmiş demektir. Söyle, musibetin sevabı ne?

    Râbia ertesi yıl yine Hacc üzere Basra'ya geldi, sonra da:
    -Geçen sene Kâbe beni istikbâl etti, bu sene de ben (bana gelmekte olan) Kâbe'yi istikbâl edeceğim! dedi.

    (İstikbâl: Geleni karşılama...)
  • Cesaret her zaman sahip olduğumuz bir şeydir! ve büyük bir tehlikenin korkusu bize daha küçük bir tehlikeyi karşılama cesareti verir! ve tek bir tehlikenin sonsuz korkusu bizde tüm diğer tehlikelerin yok olmasını sağlar.
    Soren Kierkegaard
    Sayfa 12 - DOĞU BATI YAYINLARI
  • Bilseydim ki, yok bende bir karşılama gücü bile,
    Siyaha boyadığım bir panonun ardına saklardım kendimi ve bu sırrı.