Selamlarr! Yazardan okuduğum üçüncü kitap ve demeliyim ki, ikinci sıradan listeme girdi. Benim favorim halâ Ne Yaptığını Biliyorum kitabı
Deniz Camı, Daisy’nin babaannesinin dik uçurumdaki eviydi. Gelgitleri olan adada bulunan bu evden sular geri çekilene kadar kimse çıkamazdı. 80. doğumgünü için tüm aileyi toplayan nine, hayatının son doğumgünü olduğunu düşünmektedir ve bir vasiyetname açıklar. Akabinde ölü bulunur. Muhtemelen kendisine miras kalan şeyden hoşlanmayan biridir diye düşünüyoruz. Ama ondan bir saat sonra ölü bulunan kişinin bununla hiç alakası yok…
Daisy gerçek anlamıyla kırık bir kalple doğmuştu ve sekiz kez ölmüştü. Doktorlar buna bir çare bulamamakla, ömrünün kısa olmadığını söylemişlerdi en azından. Ablaları Lily ve Rose, anneleri Nancy, babaları Frank ve yan evden olan birlikte büyüdükleri Connor. Bu sene gelenler arasında Lily’nin 15 yaşındaki kızı Trixie de var. Belirtmekte fayda var ki ninenin doğumgünü cadılar bayramı ile aynı gün :) Bir saat arayla evin içindekiler şüpheli şekilde ölmeye başlayınca, katilin kim olduğu hakkında gerilim artıyor.
Kitap çok sık olarak CoHo- Layla kitabını anımsattı, Ailemdeki Herkes Birini Öldürdü tadındaydı. Gerildiğim çok yer oldu cidden ev gibi kısıtlı bir alanda bir katille baş başa olmak korkunç hissettirdi, bir yandan sevdiğin insanları üst üste bembeyaz görmek Lily ve Rose arasındaki kıskançlık ve intikam davası bazı yerlerde bezdirdi gerçekten ama Daisy de az değilmiş Bu arada yazarın şu akıl çelme ve okuyucuyu bazı yerlerde kendisini zeki hissettirip sonra tepetaklak ters köşe yapmasına bayılıyorum Bu kitapta da dolabın içindeki göz göze gelme sahnesi beynime kazındı yani ay nasıl gerim gerim olmuştum ;( Bir de çoğu okuyucu bu kitabı gerilimden çok korku türü olarak görmüş almak isteyenlere
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,393 okunma
Selamlarr! Okuması biraz uzun sürse de sonunda bitirebildim ve umarım düşüncelerimi doğru ifade edebilirim
Sayfa sayısı: 552
Temalar: #birincidünyasavaşı #casusluk #kadın
Kekeme garson bir kız, tüm masumluğuyla Almanlara hizmet ediyor. Sakar oluyor bazen, eli ayağı tutmuyor. “Ne salak, budala şey!” diyorlar. Almanca anlamadığının güveniyle dalga geçiyorlar yüzüne bakarak. Ama o, Eve Gardiner, geniş bir istihbaratı olan Alice Teşkilatı’nın yeni çiçeği.
17 yaşındaki Charlie St. Clair varlıklı bir ailenin kızı, matematik bölümünde okuyor ama Küçük Sorunum diye adlandırdığı bir bebeğe hamile. Hayatta onu mutlu eden tek kişiyi, kuzeni Rose’u bulmak için kaçıyor. O dönemde reşit olmayan ve hamile bir kızı anında kınasalar da Charlie önüne Eve Gardiner gelene kadar savaşıyor. Eve ile Rose’un bağlantısı ise; zamanında Eve’in ofiste düzenlediği tek resmi evraktan ibaret. Eve yaşlı, huysuz ve aksi bir kadın. Şoförü Finn ise Charlie’ye destek olarak Eve’i yardıma ikna ediyor. Üçü hem Rose’u arar hem de Eve’in savaştaki casusluğuna ışık tutar. Eve savaş zamanında Fransa’ya giderek Alice Teşkilatı adına eğitilir ve Almanlara karşı casusluk yapar. Çektiği acılar ve tecrübeleri, Charlie’ye yol gösterir. Geçmişten gelen düşmanların peşine düşerler
Tarihi kurgu ya da savaş dönemi kitaplarını sevmem bunu bilmeyerek almıştım ve okudukça kitaba bağlandım. Kitap savaş kadar o zamanki kadınların bağımsızlık, özgürlük için çabasına ve o şartlardaki mücadelelerine de odaklanmış. Kitabın sonundaki not kısmında karakterlerin aslında gerçek kişiler ve gerçek kişilerden ilhamlanan insanlar olduğunu görüyoruz. Alice Dubois karakteri aslında gerçekte Louise Marie Jeanne Henriette de Bettignies adında bir kadın. O dönemde kadınların böyle başarılı işler yapmalarına hayran kaldım
Ek olarak