“Burada üç hayat kurmuştu. Kiralık katil Billy Summers’tı. Yazar olmak isteyen David Lockridge’di. Aşırı kilolu bilgisayar meraklısı Dalton Smith’ti.”
Selamlarr! Biliyorsunuz ki her ay Stephen’dan bir kitap okumaya çabalıyorum ve bu ay da indirimde yakalayıp aldığım Billy Summers bu şerefe nail oldu. Amaa kitap gerçekten elimde süründü, okuması 1 hafta kadar sürdü.
Billy Summers, Irak savaşında madalyalar kazanıp beraberinde travmalarıyla dönmüş olan keskin nişancıdır. Her katilin kendisini “emekli” etmeden önce hep bir “son” işi olur ya, işte bu Joel Allen adında kötü bir adamı ortadan kaldırmaktı. Billy, bu işe verilen yüklü meblağı anlamlandıramasa da kabul etmişti ve üç aylık bir süreçti. Bir yazar kılığına bürünüp komşularıyla o seviyede konuşacak, kitabın içeriği hakkında kimseye bilgi vermeyecek ve bu adamı ortadan kaldırmanın aracısı olan Nick’in ona ayarladığı ofiste saatlerini geçirecekti. Zamanı gelince de adliyenin yakınlarında olan bu ofisten keskin nişanını atacaktı. Kaçışı, sonraki hayatı ve diğer her şey planlanmıştı. Peki, bu Joel ne yapmıştı da bu parayı verecek kadar güçlü insanları kızdırmıştı? Ve bu güçlü insan kimdi?
️ Karakterin apayrı düzende, yerlerde farklı kişiliklere bürünmesi ve hatta bunu için sahte hamile göbeği, peruk alması beni çook heyecanlandırdı. Ama Stephen’ın her kitabında biraz doğaüstü olaylar olduğundan sanırım gözüm yine böyle bir şey aradı ve sonuç olarak sevemedim. Irak’ta geçen anıları yani kitap olarak yazdığı her şey çok sıkıcı geldi bana. Alice’in dahil olduğu kısımdan sonrası biraz daha akıcıydı ve Alice karakterini de sevdim sanırım. Billy’nin bir Emile Zola okuduğu zeki tarafı bir de mal modu olmasını sevdim kitaba derinlik katmıştı. Ancak Trump’a göndermeler olsun, Amerika/Irak askerleri olsun hep bir
Billy SummersStephen King · Altın Kitaplar · 2022857 okunma
Sofra artıkları için kavga eden köpekler gibi birbirimize düşürüyorlar bizi çünkü kendilerinin ziyafeti iç ederek sıvıştıklarını görmemizi istemiyorlar.
… tanıdığı kime baksa köle gibi çalışan, gayret gösteren, her gün işe giden ve sekiz saatlik iş gününde on saat mesai yapan bir insan görürdü. Yoksulluklarının sebebi tembellik değildi ulan, orası kesindi.