Bir insanın babasını yemesinden daha korkunç bir şey düşünülemez ama eskiden bazı kavimlerde bu adet varmış hem de bunu saygı ve sevgilerinden yaparlarmış, isterlermiş ki ölü böylelikle en uygun, en şerefli bir mezara gömülsün, vücutları ve anıları içlerine, ta iliklerine yerleşsin; babaları sindirme ve özümleme yoluyla kendi diri bedenlerine karışıp yeniden yaşasın.
Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boşun eğme niteliği vardır. Onun içindir ki I. Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ın bir Hint imparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kaba reddederek bizim adetimiz almak değil vermektir demekle kalmamış, hediyeleri getiren elçileri zindana attırmış.