Bir düşünün! Bir gün evinizin önünde bir ceset bulunuyor. Bu bile yeterince korkunçken o cesedin kaşı, gözü, saçı, boyu, kilosu gibi her türlü fiziksel özelliği size benziyor. Daha da korkunç olan ise doğum tarihi ve kan grubu bile sizinki ile aynı. Evet bu kan dondurucu olay kimsesiz olarak büyüyen ‘Ölüm Meleği’ olarak adlandırılan Dr. Maura Isles’in başına geliyor. Yapılan DNA testi sonucunda ise cesedin Maura’nın ikizi olduğu anlaşılıyor. Maura bu gizemli olayı araştırırken bir sürü sır ortaya çıkacaktır…
.
Rizzoli & Isles serisinin 4. benim için ise Tess Gerritsen’in en beğendiğim ikinci kitabıdır. ( Bugüne kadar 8 tane kitabını okudum ) Günahkar ile İkiz Bedenler arasında asla sıralama yapamam. Yine söylüyorum seri olarak almak istemezseniz İkiz Bedenler’i de tek başına okuyabilirsiniz. Sürükleyici kurgusu ve akıcı dili ile en fazla iki günde bitirirsiniz sonunda ise her zamanki gibi ters köşe olmaya hazır olun derim.
“Maura durdu ve gözlerini yumdu. Gözleri kapalıyken bile alevlerin parlak ışıklarını görebiliyordu. Ona baksan bile, orada olduğunu inkar etsen bile ateş yanmaya devam eder. Onu görsen de görmesen de o oradadır.”
Manastırda gerçekleşen korkunç cinayetlerin ardından dedektif Rizzoli ve Adli Tıp Uzmanı Isles vahşeti araştırmaya koyulurlar. Otopsi sırasında genç rahibe ile ilgili beklenmedik durum gerçekleşir. Genç rahibe hamiledir! Bu vaka araştırılırken yeniden bir ölüm haberi gelir. Yazar, tüm bunlar olurken araya birkaç tutam aşk da serpiştirmiş iyi de yapmış.
.
Rizzoli & Isles serisinin konu olarak en beğendiğim iki kitabından biri. Eğer tüm seriyi almak istemiyorum derseniz Günahkar’ı tek başına da okuyabilirsiniz çünkü bu kitapta olaylar baş karakterlerimizin etrafında dönüyor. Bilmiyorum ama ayrı bir tat vardı bu kitapta.