Tek korkum artık; hatıralarımın terk etmesi, asıl kıyametim bu benim; onsuzluk, koca bir yalnızlık, içi boşaltılıp kenara fırlatılmış bir ceviz kabuğuna dönüşmek, seneler boyunca var olmaya mecbur bırakılmak.
O zarfların içinde olabilir miydi beklediğim kelimeler? Cümle bile istemiyordum artık, kelime kâfi, hatta harf bile yeter, geldiğini öğrenmek sadece; okumama gerek yok, ondan gelen bir şeyler olduğunu bilmek, boş sayfa da olur, ufacık bir umut yeter de artar sıkışan yüreğime su serpilmesine.
Yaşamaya yetecek kadar kelimelerim vardı dudaklarımda, hiç kimseyle iletişim kurmak istemiyordum; ne el sıkışmak, ne “merhaba”, ne bir dert ortağı, ne de bir bağ artık.