KAUDUPUL

Tiyatro bitti. Beklemeye lüzum görmüyorum.
Reklam
Benim kaybolan hakkım taht değil, hakiki hüviyetimi söylemekten mahrum kalışımdır.
Acaba on asır sonra anlaşılacak insanlar yok mu? Acaba ebediyen yanlış anlaşılarak yanlış hüküm giymeye mahkum bedbahtlar yok mu? Aksine, ilahlaştırılan alçakların bulunabileceğini kabul etmez misin?
...yaşamak sadece yaşamak; ölüm ise hatıralarda, gönüllerde, tabiatta ve ebedi karanlıkta yaşamaktı. Yahut da sadece hatıralarda, hatıralardan silindikten sonra tabiatta, tabiatta parçalandıktan sonra ebedi karanlıkta yaşamaktı. O karanlıkta kaybolmak, unutulmak ne güzeldi! Dünyanın bütün güzelliklerine veda etmekte büyük bir fedakârlık vardı ve her fedakârlık gibi bu da muhteşem bir şeydi.
Fakat artık sevinç ve kederden bir şey anlamıyordu. Alıştığı hüzün, esas tabiatı olmuştu.
Reklam