Çünkü aşk her ne kadar tatlı bir dert olsa da tamamen sıkıntı ve gönül sancısı çekmektir. Ayrıysan eğer sevdiğinden, azaptasındır. Ama sevdiğin yanında ve senin sevginden haberdâr olsa bu kez de onun nazından ve kötü ahlakından vuslatın güzelliğini tadamazsın. Eğer kavuşma olsa, ondan sonra da ayrılık olacak. O zaman bu kavuşma ayrılıklardan daha da kötüdür.
Her şeye rağmen onu sevmişti... bazen. Çoğunlukla da sevmemişti. Ne önemi vardı ki bunun? Bir anda anlamıştı ki varoluşun en güçlü dürtüsü, insanın kendisi için, kendi bildiği gibi yaşamaktı. Aşk denen esrarın, bu bilgi karşısında ne hükmü olabilirdi ki?