Bir kimsenin birine âşık olması için uzunca bir zamanın geçmesi yahut bu kimsenin uzun uzadıya düşünüp bir seçim yapması gerekli değildir, her iki tarafta da daha ilk bakışta belli bir yakınlık ve uyumun hissedilmesi yahut günlük hayatta kanın kaynaması denilen ve genellikle yıldızların özel bir tesirinin yol açtığı şeyin vuku bulması kâfidir.
...herkes bir başka kimsede kendisinin mahrum olduğu mükemmelliği arar ve kendisinkinin tersi olan kusurları güzellik olarak düşünür. Bundandır ki bodur adamlar iri kadınları tercih ederler, sarışınlar esmerlerden hoşlanırlar vb
Zira her türlü aşkın kökü, ne kadar ulvi görünürse görünsün, cinsel güdüdür; evet, aslında aşk dediğimiz şey sadece inceden inceye tespit edilmiş, özelleşmiş, hatta kelimenin en dar anlamında bireyselleşmiş bir cinsel dürtüdür.