Zeynep Kaya

Zeynep Kaya
@kayazeynep
Bir insanı tanımak koca bir âlemi tanımak kadar müşkildir. Zira her insan başlı başına bir âlemdir. Şair’ül İslam Yunus Kokan

Zeynep Kaya

, bir kitap okudu
9/10
·320 syf.·
Beğendi
·
8 günde okudu
·
2022 34. kitabı
Şair’ül İslam Yunus Kokan
9.1/10 · 1.044 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanın uçması da suda yürümesi de ne güç bir iştir ne de Allah dostları yanında muteberdir. Mühim olan Kur’an ve sünnet ile amel etmek ve takva üzere yaşamaktır. Allah (c.c)’ı tanımak ve tanıtmaktır.
Din
Keramet ne havada uçmak ne de su üstünde yürümektir. Görmüyor ve hiç düşünmüyor musunuz ki istidat ve kabiliyetçe insandan çok daha aşağı yaratılan varlıklar havada uçuyorlar, cansız gemiler dahi su üstünde yürüyorlar. Oysa insan Allah (c.c)’ın muhteşem ve mükemmel bir sanat eseridir. Ahsen-i takvim sırrıyla yaratılan ve akılla donatılan insan, elbette havada uçan kuştan da suda yürüyen demir yığınından da üstündür.
Din
Keramet Çeşitleri
Birincisi: Keramet-i kevniyedir ki maddî, zahiri, hissî ve sûrîdir. Az yemek, az içmek, az konuşmak, az uyumak gibi riyazet neticesinde Allah (c.c)’ın lütfuyla letafet kazanıp havada uçmak, su ve ateş üstünde yürümek, az gıdanın bereketlenmesi ve çoğalması, bast-ı zaman ve tayy-i mekân ile az zamanda çok iş yapmak, uzun yolu kısa sürede gitmek gibi hâllerdir ki ne her riyazet yapan da zuhur eder ne de bunlarla Allah (c.c)’ın rızası ve sevgisi kazanılır. Bununla ancak nefis tatmin edilir. Hem bu tarz hâller ahirete ait baki meyveleri bu dünyada fâni bir surette yemektir. İkincisi: Keramet-i ilmiyedir, mânevî, bâtınî, ruhî ve hakikî ve gerçek keramettir. Vehbi olan ilm-i marifettir, Marifetullahtır, Allah’ı tanımak ve tanıtmaktır. Bu tarz keramet sahipleri ilimde, marifette, Kur’an ve sünnet ile amel etmede çok ciddi mesafe kat ederek iffet, istikamet ve takva üzere yaşayarak insanların hidayetine vesile olur, Allah (c.c)’ın rızasını ve sevgisini kazanırlar, O’nun katında makbul ve mahbub ender bir kul, gerçek bir veli olurlar.
Din
Evliya üç çeşittir:
Birincisi: Onu kim görse: “Bu adam velidir.” der. Kendisine söylediklerinde: “O sizin ziyade hüsn-i zannınızdır, iyi niyetinizdir.” der, inanmaz. Kendisinin evliyadan olduğunu bilmez, bilemez buna inanmaz ve inanmak da istemez. Allah (c.c) o kulunu çok sever. O kul kendini bilmediği, bilemediği ve devamlı yalvarış, tövbe ve tevazu içerisinde olduğu için, Allah (c.c)’ın hoşuna gider, O’nun has, sevgili ve veli kullarındandır. İkincisi: Kendisinin veliyullah ve Allah dostu olduğunu bilir; lakin bunu insanlardan gizler. İnsanlar onu bilmez ve bilemez. Üçüncüsü: Evliyadan olduğunu hem kendisi bilir, hem de insanlara bildirir. Ta ki başta ümmet-i Muhammed olmak üzere insanlar onun velayetine güvenerek gelip ondan ders alsın, kendini terbiye etsin, vazifesini geniş bir dairede yerine getirsin. Evet, bu kısım evliya ilim ehlidir, irşad sahibidir, ümmetin ve insanlığın öğretmenidir.
Din