• 848 syf.
    ·62 günde·10/10
    Bayrama daha çok var. İnsanın açken zamanın yavaşladığını duyumsaması ne garip bir histir. Nitekim zamanın bolluğunu yazarak değerlendirmek istiyorum zira ne okumaya ne de gezmeye mecalim oluyor açlığa izafe ettiğim şu hudutsuz anlarımda. Artık bir şekilde kalemi elime almam gerekiyor. Başladım yazmaya ama bu teşebbüsün sonu nereye varır, neler anlatabilirim sizlere kestiremiyorum fakat son zamanlarda gezgin şövalyeleri kaybettiğimize iyice inandım.

    Haber sitelerinin manşetlerinde onları aradım. Yok! Bana emirler yağdıran müdürümün kesif sesinde onlardan gizli bir havadis işitmek istedim. Yok! Marketlerin pahalı tezgahlarında, yüklü faturalarda, işsizlerin kaygılı zihinlerinde, eğitim sisteminin çarpık düzeninde, ölü kadınlarla dolu mezarlarda, yaşamının yarını meçhul askerlerin nöbet tuttuğu dağlarda, sınırlarda… Yok! Hiçbir yerde yoklar. Ne yazık ki kaybettik onları. Kaya gibi bir sükût!

    Gezgin şövalyelerin sonuncusu olan Don Kişot ‘a ait sayılı görsellerden birisi de budur.

    https://resmim.net/f/3T6JrG.jpg

    Odamın aydınlık köşesine asmıştım posteri sonra ne zaman ve nasıl yok oldu hatırlamıyorum bile ama şu an o poster de yok. Kahraman şövalyemiz, kitabı okuduğumda posterdeki gibiydi zihnimde, fazlasıyla metanetsiz… Tuğla gibi olan eserde şövalyemiz, zayıf atını da alarak dünyanın en ünlü serüvenine atılıyordu bundan yüzlerce yıl önce. Peki neyi anlatmak, hangi mesajı vermek istiyordu ya da derdi neydi diyecek olursanız; İnsanoğlunun hayatta bir amacı olmasının ve bu amaç doğrultusunda mücadele etmesinin ve hatta sahip olduğu tüm maddi kaynaklarını tereddütsüz hiç etmesinin gerekliliği mesajını vermek istiyordu bana kalırsa. Belki de insanların deli demesine aldırış etmeden hayalleri peşinde koşmanın en değerlisi olduğunu!

    Sanat dolu, ustaca yazılmış bir eserin izleyicisi hem eğlenir hem de eğitilmiş olur. Cervantes’in en büyük gayesi de bu kitap özelinde zannediyorum ki buydu; okurunu eğitmek ve eğlendirmek. Günahın kötülüğü, erdemin ise önemi her zaman ön plandaydı kitap genelinde. Bu nedenle eklemek gerekir ki, dinsel öğretiler ve öğütler bolca kendine yer ediniyor eserde. Aynı zamanda açık seçik, içinde anlaşılması güç hiçbir yön bulunmadığı muazzam bir edebiyat örneği Don Kişot. Yüzlerce yıldır, çocuklardan gençlere, gençlerden yetişkinlere herkes okuyor özellikle de yaşlılar hayran oluyorlar kitaba. Bu bağlamda bakıldığında kitabın başarısı bir başka deyişle her kesime hitap ediyor olması.

    Cervantes ‘in yazarlığına dair sizlere en kısa yoldan ve en basit haliyle ne söyleyebilirim diye düşünüyorum. Doğrusu en önemsiz noktayı, en sıradan gibi görünen ayrıntıyı bile es geçmediğini, her şeyin üzerinde özenle durduğunu, kahramanlarının düşüncelerini, açık gizli amaçlarını, planlarını açıkladığını, her türlü sorunu açıklığa kavuşturduğunu, özetle, el atmadığı bir şeyin olmadığını ifade edebiliyorum ancak.

    Eseri, 3 farklı anlatıcı okuruna sunuyor. Cervantes, Magripli Hamid ve Arapça çeviriler yapan bir başka yazar söz sahibi anlatımda. Değerli arkadaşlarım Hercaiokumalar /Ayşe ve Yaz ‘ın bana anlatmış olduğu post modern yapının belki de doğuşu söz konusudur zira okur, bir kurmaca metin okuduğunu fazlasıyla duyumsuyor.

    Don Kişot; Tragedya (ağlatı), melodram (şarkılı konuşma), şiir, sone, destan, roman vs. gibi birden fazla türü çatısı altında toplayarak bu kalıplara uygun yalnızca bir ürün oluşturma eylemini eskiterek edebiyat dünyasında öncü bir yazım oluşturmuş olduğunu okuyorum kimi yerlerde. Bunun yanı sıra şövalye romanlarının koşutluğunu koruyarak alaya almasıyla parodi ve ironi öğelerine de bolca yer vermiş, bir diğer anlamda üst kurmacayı da oluşturmuş. Yeniliklerle ve öncü aksiyonlarla dolu bir eser söz konusu. Bir başyapıt!

    Don Kişot, amaçlarından ödün vermez, adaletin peşindedir ama aynı zamanda hayalci bir karakterdir de. Yoksul bir soylu olarak ifade edilir. Eser, onun şövalye romanları okumasıyla başlar. O kadar fazla okur ve kendini bu romanlara öylesine fazla kaptırır ki gerçeklik algısını yitirerek deliliğin sınırlarında dolaşmaya başlar. Sonra bir karar alır. Bir gezgin şövalye olup, hakkı gözetecek, adaleti sağlayacak ve yardıma muhtaçların kurtarıcısı olacaktır. Aynı köyde ikamet eden efsane karakter Sancho Panza ’ya maddi vaatlerde bulunarak bu serüvene beraber atılırlar. Başlarından türlü musibetler, türlü komik aksiyonlar geçer ve gerçekten de iki kahramanımızın serüvenleri okur için müthiş keyiflidir tabi kimi zaman hüzünlüdür de.

    Ana karakter Don Kişot idealizmi yani ülkücülüğü temsil etmekte olduğunu fark ettim sonradan yaptığım makale okumalarında. Bilgide düşüncenin esas olduğu temel alınıyor bu izme göre ama diğer ana karakter Sancho Panza ise materyalizmi yani maddeciliği temsil ediyor. Don Kişot için değerler önemli iken Sancho Panza için çoğu zaman para ön planda oluyor. Biri değerler uğruna savaşıyor diğeri çıkarlarını gözetiyor. Ayrıca, Don Kişot ’un nesneleri olduğu gibi görmemesi, zihninde çok ayrı bir dünyası olduğunu gösteriyor bizlere. Hemen bu noktaları elimde kalan son iki görselle destekleyeyim,

    Don Kişot ’un gözünden: https://resmim.net/f/5EDXv0.jpg
    Sancho Panza ‘nın gözünden: https://resmim.net/f/ydLMZx.jpg

    Görsellerden de anlaşılacağı üzere Sancho Panza yalnızca gözünün gördüğüne inanıyor, perdenin arkasını asla düşünmüyor. Doğrusu Cervantes ‘in, maddeciliği alttan alta çok sert eleştirmiş olduğunu fark etmiyor değiliz. Eserin bir bölümünde para karşılığı Sancho Panza ‘nın kendini kırbaçladığına şahit oluruz. Maddeciliği savunan düşüncenin para uğruna yapmayacağı şey yoktur mesajı gömülüdür bu bölümde. Bir diğer yandan bakıldığında Sancho Panza ‘nın ada valisi olduğunda ki olağanüstü yönetimi ve verdiği kararların başarısıyla üst tabakanın da eleştirildiğine tanık oluruz. Eleştirilerin yönü ve nereye olacağı asla kestirilemiyor. Bir zaman geliyor din adamlarını, kralı ve askerlik zihniyetini eleştiriliyor, bir zaman geliyor dış görünüşe takılanları yerden yere vuruyor yazar. Nitekim her bir diyaloğun her bir söylemin öğreticiliği asla tartışılmıyor. Kitabın öğretici olmadığı bölümlerde ise okur, harikulade eğleniyor.

    Görünürde Don Kişot, söz konusu değerler, öğütler, düşünceler olduğunda gayet aklı başında hatta bilge biri fakat iş şövalyeliğe geldi mi zıvanadan çıkan bir karakter. Sancho Panza ise günlük dili ve atasözlerini oldukça hoş kullanan ve bilgelik yanı olmasına mukabil saf bir karakter. Kahramanlarımızın yeri geldiğinde aralarında geçen konuşmalar hayranlık uyandırmakta. Don Kişot ‘un vali olmadan evvel Sancho Panza ‘ya öğütledikleri ise bir insan yaşamı için rehber kitabı niteliğinde.

    Yazımın fazlasıyla uzadığının farkındayım fakat uzun uzun okuyup kısa kısa yazarak geçemiyorum bu eseri. Öyleyse başladığım gibi bitireyim. Bir gezgin şövalye deyip geçmeyin, onun neyi temsil ettiğine bir bakın! En can sıkıcı durumlarda neye ihtiyaç duyuyorsak odur Don Kişot. Bir hayalperestten, bir deliden çok daha fazlası.

    La Manchalı Don Kişot ’a, değerlerine, düşüncelerine, adaletine, deliliğine sevgilerle.