Girdiğimiz her yeni ilişkide, bundan önceki ilişkilerde neyin kötü olduğunu birbirimize anlatırız. Yürüdüğü sürece neden yürüdüğünü de, sonunda neden yürümediğini konuşur dururuz. Tüm sürecin anlamını değerlendirecek yerde, aşkı unutup ilişkiyi ve onun sonucunu yargılarız.
Manevi üniformalarının içinde, sevgimizi göstermekten de korkarız. Aşk öylesine bencil, öylesine büyük bir kendimi koruma güdüsü içinde ifade edilir ki, insan tüm duygularını sergilemez, en azından hepsini aynı anda sergilemez.
Duygular adım adım, taksit taksit açıklanır; böylece karşılık görmek garanti altına alınır. Hatta bunda öylesine ileri gidilir ki, ne zaman "seni seviyorum" sözcüklerini kullanacak olsak karşımızdakinden de aynı sözcükleri bekleriz- adeta mübadele ekonomisinde pazarlık yapıyormuşuz gibi.
Kararlarının ilan ediliş biçimi, kararın içeriğinden daha çarpıcıdır çoğu zaman. Sihirli "an" törenlerinin sahne amirliğini de zaten yönetenlerin bizzat kendisi yapar.