USAK, ciddi araştırmalar yapan, analizler ve çözümler üreten bir kurumdur. Kitabın editörlerinden Turgut Demirtepe de benim takip ettiğim araştırmacılardan biridir. Bu kitapta; Rusya, ABD ve Çin gibi büyük güçlerin Orta Asya veya Türkistan diyebileceğimiz bölgedeki çıkarları ve beklentileri incelenmiştir. Afganistan'da Rus-Amerikan çekişmesi, Şangay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin politikaları, Kırgızistan'da yaşanan olaylar, Kazakistan'ın güvenlik endişesi ve bölge devletlerinin birbirine yaklaşımı içeriktir. Tavsiyedir.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)'ın çalışmalarının sağlam kaynaklara dayandığını ve güzel analizler yaptığını daha önceki incelemelerimde de aktarmıştım. Bu çalışma, içlerinde en başarılı gördüğümdür. Yazarı olan Haluk Alkan da takip ettiğim bir stratejisttir. Bu kitapta Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'ın son 40-50 yıllık siyasi tarihi incelenmiş. Her biri uzun süre Sovyet egemenliğinde kalmış ve 1991'deki çöküşten sonra da siyasi yapıları fazla değişmeden devam etmiştir. Bugün de aynı düzen devam etmektedir. İç politikalarında son derece baskıcı olan bu liderler, zaman zaman milliyetçiliği, avrasyacılığı ve başka ideolojileri birbirine karşı kullanarak gücü ellerinde tutmuş ve bu ülkelerin ilerlemesine dolaylı yoldan engel olmuşlardır. Özellikle Özbekistan ve Türkmenistan'ın baş muhalefeti denebilecek her aydın ülkeden kovulmuştur ve bugün Türkiye, İsviçre, Amerika gibi ülkelerde yaşamak zorunda bırakılmışlardır. Aynı zamanda Rus etkisini üzerinden atamamış olan bu devletler, bu etkiyi de liderlerinin kişisel çıkarları sebebiyle aşamamaktadır. Bunları ve bahsedilen dört Türk devletinin iç ve dış politikasına dair her konuyu, çok detaylı ve net şekilde kitapta bulabilirsiniz. Şiddetle tavsiyemdir.

*İstanbul ve Mimar Sinan Üniversiteleri Tarih kürsülerinden tanıdığım Ahmet Taşağıl, konusunda uzmanlığını ilerletmiş ve araştırmalarına da rehavete kapılmadan devam etmiş az sayıdaki akademisyenden biridir. Eski Çince uzmanıdır.

* Daha önce 3 veya 4 kitabı okudum. Özellikle Göktürkler(3 Cilt) kitabı konusunun temel kaynaklarındandır.

* Bu kitap, bir seyahatname diliyle yazılmış olup Ahmet Taşağıl'ın Servet Somuncuoğlu ile birlikte yaptığı gezilerden(ki bu keşif gezilerinin dönüşünde çok önemli bulgular-fotoğraflar edinilmiş ve yayınlanarak ilgi çekmişti) başlayarak tüm Türkistan'ı kapsar.

* Yazardan beklentim özellikle Kazak, Kırgız, Moğol ve Uygur bölgeleri konusunda uzun uzun bilgi ve tecrübelerini vermesiydi ki yeteri kadar verdiğini düşünüyorum. Bunun yanında Özbekistan, Türkmenistan ve hatta Afganistan bölgeleri hakkında da güzel bilgiler vermiş.

* Rahatlıkla okunabilecek bir dile sahip olması ve anlatılan bölgelerde yazarın (ve merhum Servet Somuncuoğlu'nun) çektiği fotoğraflarını da yayınlamış olması kitaba ayrıca renk katmış.

Bir not daha ekliyorum: Ahmet Hoca'nın adını Youtube'da arayarak onun Kazakistan televizyonları dahil bir çok programda konuşmalarını da bulabilirsiniz.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev
"Atatürk, Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük liderdir. Tarih insanlar gibi nankör değildir, Atatürk'ü asla unutmaz!"

Kazakistan Lideri Nazarbayev,
Astana’nın Ortasına Atatürk Heykeli Dikti
Ve Şunu Söyledi:

“Atatürk Türk Milletinin Yetiştirdiği
En Büyük Liderdir.”

Tarih Nankör Değildir.
Atatürk’ü Asla Unutmaz…

Sadık Cemre Kocak, bir alıntı ekledi.
21 Nis 14:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kırgızlar
Kırgızlar, Sovyetler Birliğinin 1992’de dağılması ile kurulan, Kırgızistan Cumhuriyetinde yaşarlar. Kırgızelinin nüfusu 1999 sayımına göre, 4.753.003 kişidir. Bunun 3.000.000'unu Kırgızlar oluşturur.. Ayrıca Özbekistan, Tacikistan ve Kazakistan'da Kırgız vardır. 150.000 aşkın Kırgız Çin Halk Cumhuriyetinin Sing-Kiang Uygur Özerk bölgesinde ve Moğol Halk Cumhuriyetinin batı bölgelerinde Afganistan'ın kuzey doğusunda ve Pakistan'da yaşar. Böylece üç buçuk milyon dolayında Kırgız vardır. Günümüzde Kırgızların toplu biçimde yaşadıkları Kırgızistan toprakları 198.500 km'dir. Ülke, Tanrı Dağı ve Ala Dağ bölgesini içine alır. Topraklar dar vadilerle bölünmüş dağlık bir alandır. Güneybatıda Çin Halk Cumhuriyeti, güneyde Tacikistan Cumhuriyeti, Kuzeyde Kazak Cumhuriyeti ile komşudur. Başkenti Bişkek'tir

Türklerin Dili, Fuat BozkurtTürklerin Dili, Fuat Bozkurt
Sadık Cemre Kocak, bir alıntı ekledi.
21 Nis 11:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Karakalpaklar
Karakalpakça, Özerk Karakalpak Cumhuriyetin % 31'ini oluşturan Karakalpakların dilidir. Özerk Karakalpak Cumhuriyeti önceleri Kazakistan'a bağlı iken günümüzde Özbekistan'a bağlıdır. Özerk alanın toprakları 206.000 km'dir. Karakalpak özerk bölge nüfusu 1999 sayımına göre 1.418.100 kişidir. Karakalpaklar sayısı ise 550-600 bin kişi arasındadır. Başkentleri Tört-Köl (Nukus)'tur. Ayrıca Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Astrahan'da Karakalpaklar yaşarlar. Birkaç bin Karakalpak da Afganistan'a yerleşmiştir. Böylece yeryüzünde toplam 650.000'e yakın Karakalpak vardır.
Karakalpakların ve Karakalpakçanın tarihsel gelişimi konusunda pek az bilgi var. Bir söylentiye göre Volga (idil) ırmağı kıyısından gelip bu topraklara yerleşmişler. Büyük olasılıkla Peçeneklerin soyundan gelirler. Peçenekler 10-12. yüzyıllarda Avrupayı titreten ünlü Türk halklarıdır. Kıpçak- Peçenek güçleri bir güç oluşturup 1078'de Edirneyi ele geçirirler. 1103'de Ruslara karşı savaşırlar. Daha sonra Karakalpaklar Altınordu Hanlığı içinde yer alırlar. Ardından Büyük Nogay Ordusuna girerler. 15-16. yüzyıllarda Kazak ve Nogaylar gibi Karakalpaklar da birlikten ayrılırlar. 16. yüzyılda Seyhun Irmağı havzasına yerleşirler. Bir aralık Kalmukların akınına uğrarlar. Ancak her dönemde kendi varlıklarını korurlar. Nedir, tarihsel yaşam gelişimleri daha çok Hive Hanlığının yazgısına bağlı kalır.


Karakalpak adı ilk kez 16-17. yüzyıllarda geçer. 18. yüzyılda Avrupalı kaynaklar Karakalpakların Sırderya'nın aşağı yatağında yaşadıklarını bildirirler. Akaba'da balıkçılık yaparlar. Daha sonraları buradan sürülürler. Bu kez Can-ı Derya (Yeni Irmak), Kuvan Derya çevresinde ortaya çıkarlar. 1920 de Hive Hanı Rusları bu topraklardan sürer. Bağımsız Hive Cumhuriyeti kurulur. Karakalpaklar bir yandan Hive Hanlığının vergileri, öte yandan Türkmen saldırıları yüzünden yerleşik yaşamı bırakırlar. Sınır kesimlerinde yerleşik yaşam olanaksızdır. Daha sonra özgür bir ilerleme ortamı bulurlar. Zor ödenir vergilerden ve sınır baskınlarından kurtulurlar. Yeniden Akaba'ya dönerler. Tarım ve ekincilikle uğraşmaya başlarlar. Meyve, sebze yetiştirirler. Özellikle darı üretirler. (Bu arada tarıglag 'tarla' kökünden gelen "tarı/darı" ve benzeri sözlerin öz Türkçe olduklarını belirtelim. Tarımla ilgili bu gibi sözlerin varlığının eski Türklerin yaşamında çok eski dönemlerden beri bulunduğunu vurgulayalım. Ve de bu verilere dayanarak Türklerin çok eski dönemlerde yerleşik yaşam sürdüklerini, dış etkenlerle göçebe yaşama geçtikleri olasılığına değinelim.) Günümüzde de Karakalpakların tarıma dayanan yaşamları sürer. Amuderya'dan küçük kanallarla su alınır. "Çığır" adlı dönme dolaplarla bu sular yükseklere ulaştırılır. "Künde" adı verilen ve günümüze dek kullanılan ağaç sabanlarla toprak işlenir. Hayvancılık ve balıkçılık tarım yanında önemli geçim kaynağıdır. (Kökende Türklerde balıkçılık bulunmaz. Nitekim Anadolu'da da Türkler balıkçılığı daha önce oralarda oturan halklardan öğrenirler.) El işlemeciliği önemli değildir. Pamuk işleme tezgahları giderek artmaktadır. Bunlar gelişen endüstrinin sesidir. Türkistan'ın büyük bir bölümü pamukla uğraşır. Yiyeceğin büyük bir bölümü dışarıdan gelir. Devrimden önce buralarda yerleşim merkezi olarak kent bulunmaz. Karakalpak tipi çadır (görünümü Kazak-Kırgız çadırlarından ayrılır) ve kerpiç damlarda yaşanır. Şimdilerde yeni yeni kentlerin oluştuğu izlenir.

Türklerin Dili, Fuat BozkurtTürklerin Dili, Fuat Bozkurt
Sadık Cemre Kocak, bir alıntı ekledi.
21 Nis 11:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kazaklar
Büyük Türk uluslarından biri olan Kazaklar, Türk toplulukları içinde "Kıpçak" koluna girerler. Bu kola giren uluslar çok geniş alana yayılmışlardır. Kıpçakça doğuda Altaylardan batıda Karadeniz'in kuzey kıyılarına değin uzanan geniş bir alanda konuşulur. Böyle geniş bir alana yayılmış olmasına karşın Kıpçak öbeği kendi içinde yakın bir birlik gösterir.
Kıpçak kolundan olan Kazakça 50. kuzey enlem çizgisine değin uzanır. Orada Batı Sibirya Türk dillerine komşu olur. Güneyde ise Özbekçe ve Yeni Uygurca ile çevrilidir.
Kazakçanın Kıpçakça içinde özgün bir yeri vardır. Kıpçakçanın en geniş alanda konuşulan koludur. Dinyeper'den başlayarak Volga'nın doğu kesimlerine değin geniş bozkırlar için 11. yüzyıldan 15. yüzyıla değin Arap ve Acem kaynakları Deşt-i Kıpçak adını kullanırlar. Türkçeye "Kıpçak Bozkırı" diye çevirebileceğimiz bu alan Kazak Türklerinin bilinen en eski yurtlarıdır.
Günümüzde Kazakların toplu olarak yaşadıkları Bağımsız devletler topluluğuna bağlı Kazak Cumhuriyeti Aral Gölünden Hazar Denizi'ne değin uzanan bu Kıpçak Bozkırları üzerinde kurulmuştur. Başkenti Alma-Ata olup şimdilerde yüzü aşkın orta ve büyük yerleşim merkezine sahiptir. Zengin yeraltı kaynakları vardır. Bu kaynakların işletilmeye başlanması ile kurulan sanayileşme sonucu yakın geçmişte Kazak toplum yapısında önemli değişmeler olur.
Kazakların büyük çoğunluğu yakın zamana değin tarihsel Türk göçebe yaşamını aralarında sürdürürler. Son yıllarda hayvancılığa dayanan eski Kazak yaşam biçimi yalnız çobanlar arasında sürer. Göçebelik ortadan kalkmaktadır.
2001 verilerine göre, dünyada on beş milyonu aşkın kişi Kazakça konuşur. Kazakistan Cumhuriyetinin nüfusu 2001 sayımına göre 16.731.303 dır. Bunun yedi milyonunu Kazaklar oluşturur. Ayrıca Rus Federasyonu ile Özbekistan'da bir milyonu aşkın, ve Türkmenistan, Kırgızistan. Tacikistan'da iki yüz bin dolayında Kazaklar vardır. Bunlar dışında Çin Halk Cumhuriyetinde bir milyonu aşkın Kazak yaşar. Bunların çoğu Sinkiang eyaletinin Özerk Kazak bölgesi ile Muri ve Barkol çevresinde toplanmıştır. Ayrıca az sayıda Kazak Afganistan, İran ve Türkiye'de bulunur.

Türklerin Dili, Fuat BozkurtTürklerin Dili, Fuat Bozkurt
Sadık Cemre Kocak, bir alıntı ekledi.
20 Nis 22:25 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Özbekler
Özbekçe Türkiye Türkçesinden sonra en önemli Türk dilidir. Türkiye Türkçesinin ardından en çok konuşulan Türk dilidir ve en iyi işlenmiş Türk dilidir. Üzerinde çok çalışılmış bir dildir. 2001 verilerine göre yirmi beş milyon kişi Özbekçe konuşur. Özbek Cumhuriyetinin nüfusu 25.155.064 kişidir. Bunun % 79'unu Özbekler oluşturur. Ayrıca 800.00 dolayında Tacikistan'da; 350.000 Kırgızistan'da; 220.000 Kazakistan'da; 180.000 Türkmenistan'da yaşar. Bağımsız Devletler Topluluğu dışında Afganistan ve
Çin'de Özbekler vardır. Özbek Cumhuriyetinin başkenti Taşkent'tir.
Özbekler kökende Karluk, Oğuz ve Kıpçak Türklerinin karışımından oluşurlar. Bu üç boyun dil özelliklerini Özbekçede bulmak olanaklıdır.

Türklerin Dili, Fuat BozkurtTürklerin Dili, Fuat Bozkurt