Kazım

Karların yığıldığı, sabahları pembeye, öğleye doğru parlak bir beyazlığa, akşamla­rı da mavimtrak bir renge büründüğü zamanlar da oldu. Sessizce yağar, kulübelerimizi sımsıkı kuşatır­dı karlar. Francis her sabah bembeyaz örtüye basar, Birader Kuzu’nun, açlıktan ölmemizi önlemek için getirdiği ekmeğin kırıntılarını kuşlara serperdi. Bunu kabullenen kuşlar, şafak sökerken Francis’in kulü­besinin etrafına toplanır, dışarıya çıksın diye zorlarlardı onu. Bir atmaca çok küstahlaşmıştı: Tiz çığ­lıklar kopararak kulübenin etrafında uçuşuyordu her sabah.
Reklam
Allah’ın herşe­ ye kadir olduğunu bilmekle beraber güvenemiyordum bir türlü. Kaç defa vahşi hayvanlara parçalattı, imansızlara öldürttü sadık kullarını! En emin yol, ta­banları yağlamaktı. Kendilerine yardım edenlere yar­dım eder Tanrı, diye bir atasözü vardı.
Çok sevindim, çünkü eskiden beri piliçlere bayılırdım. Güzel kokulu, sıcak çorbayı içtiğim, beyaz etinden büyük bir parçayı elimle koparıp, pilicin ci­ğeriyle birlikte yediğim zaman... oh, nasıl anlatabi­lirim tadını? Beni bağışla Tanrım, o günkü yemeği hatırladıkça hâlâ ağzım sulanır. Allah vere de Fran­cis’in söyledikleri gerçekleşir, tavuklar da cennete girmeye lâyık olurlar. Tanrının yüceliği uğruna — her pazar günü bir tanesini keserdik hiç değilse.
Kapıyı iterek içeriye girdik. Alaca karanlıkta du­varların tabandan kubbeye kadar Aziz Antuan’ın baştan çıkarılmasını tasvir eden renkli fresklerle kap­lı olduğunu gördük. Kutsal evliya umutsuzca bir sürü iblisle mücadele etmekteydi. Bazıları sakalından, ba­zıları koltuklarından çekiyordu, başkaları kukuletesini, kuşağını, ayaklarını yakalamıştı... Biraz ötede iki şeytan bir kuzuyu kızartmakla meşguldu, açlıktan bayılacak hale gelen derviş, burun delikleri titreye­rek izlemekteydi onları. Gülen şeytanlar da, yanları­na gelmesini işaret ediyorlardı. Karşı duvarda: Sarışın, aç gözlü, çıplak bir kadın iri memelerini dervi­şin dizlerine dayıyordu. Kadına arzuyla bakan der­vişin ağzından, üstünde siyah harflerle ‘Tanrım, Tan­rım bana yardım et’ sözleri yazılı kırmızı bir kordelâ göğe yükselmekteydi! Allahın Fukarası
İnsan kalbi, gösterişi seven bir budaladır Birader Leo. Söylediklerine önem verme, bağışlayıp geç yanından.