Durup dururken eriyor yakınlığın
Araya bilmediğim yollar düşüyor
Ipıslak dönüyorum bir uzun dalgınlıktan
Soluk soluğayım soğuk odalarda
Eğme kirpiklerini yüreğim üşüyor
Şükrü Erbaş
Islak bir yürektir bende karanfil
Ruhum, kokusunun dilencisidir
Hâşim, bu bir alev damlası değil
Büyük yangınların habercisidir
Siyah Gözlerine Beni de Götür
Büyük boy bir tablo yap bana, fiyatı ne olursa olsun. Once nehrin resmini yap, ondan sonra salın yanaştığı yeri, salı, o zaman orada bulunan insanları, hepsini olduğu gibi isterim. Albay karısı ile kızı, hatta o kirpi bile olsun. Karşı kıyıyı da nasılsa öyle koy yapacağın tabloya. Her şey olduğu gibi görünsün. Kiliseyi de, alanı da dükkânları da, kiralık faytonların durduğu yeri de, her şeyi olduğu gibi yap. Çocuğu da salın yanında, tam kıyıda, suya atladığı yerde yap, iki yumruğunu da göğsünün üzerine bastırmış olsun. Hele şunu unutmayasın: Tam karşıda, kilisenin üzerinde göğü aç, gökte ki bütün melekler onu karşılamak için oradan doğru uçsunlar. Butün bunları yapabilir misin?
Delikanlı
sf 478
Böyle bir durumda çocuk, diğer insanları kendi ihtiyaçları açısından değerlendirir ve onları kendi benliğinin bir uzantısı gibi görür. Yetişkinliğe ulaştığında da çevresindeki kişilerin de ihtiyaçları olabileceğini idrak edemeyen, durumları salt kendi ihtiyaçları açısından algılayan, «ben» ve «o» ilişkisi yerine, «ben» ve «o» ilişkisi görüntüsünde aslında «ben» ve «ben» ilişkileri kurabilen bir insan olarak yaşamını sürdürür. «Ben» ve «ben» ilişkisi ise maskelenmiş bir yalnızlığın anlatımıdır ve «özseverlik (narcisism)» sözcüğüyle adlandırılır.
İnsan Olmak
Kazım
@kazimmmm
·
Çocuk, duygusal ihtiyaçlarının doyurulmaması ya da aşırı doyurulması sonucu kendi benliğinin sınırlarını oluşturamazsa, diğer insanları da kendilerine özgü ihtiyaçları olan varlıklar olarak kabul etmeyi öğrenemez.