Kabul etmek, yaşanılanların adil olduğunu düşünmek değildir. Yaşanılanı unutmam hiç değildir. Kabul, olayları olmasını istediğiniz gibi şekilde görmekten vazgeçip, olduğu gibi görmeyi becerebilmektir.
Aşkın olgunlaşmış bir sevgiye dönüşmesi duygulardan fazlasını gerektirir. “Aşk” gerçek bir ilişki çerçevesine oturduğu andan itibaren yalnızca duygular değil, davranışlar da devreye girer.
İletişimle ilgili çaba harcamanın önündeki en önemli engellerden biri de, “Her şeyi ben söylersem ve ben söyledikten sonra yaparsa, yapılan işin ne değer kalır?” şeklindeki kaygılardır. “Yaptı ama ben söyledikten sonra yaptı!” Şeklinde ifade edilen memnuniyetsizliği nasıl değerlendirmeli? Sen söyledikten sonra yapması, yapılan işin değerini arttırır mı azaltır mı? Hele istemediği bir şeyi yalnızca senin için yapmış olması yapılanın değerini daha da çok arttırmaz mı?
Evlilik, “ben”i koruyarak “biz” olabilmekse eşlerin birlikte büyümeleri yanı sıra her birinin diğerine kendi başına büyüme fırsatı verebilmesi de gerekir. Bu da ancak eşlerin birbirlerini tanımaları ve gereksinimlerini daha iyi anlamalarını sağlayan iyi bir iletişim sayesinde mümkün olabilir.
Her zincir, en çürük halkası kadar güçlü ve dayanıklıdır. Eşler farklılıkları bilir ve gerektiğinde farklılıkla ilgili bir kabul geliştirebilirlerse, kendi zincirlerini onarabilir ve daha sağlam birliktelikler oluşturabilirler