Zira Kudüs, “Hak ile Batıl Mücadelesi”nin öncelikli mekânlarından biri olarak, kıyamete kadar hep gündemde olacağı gibi, hem bu hem de müslümanların hâkimiyetini hak ve adalet kastıyla orada kaim kılıp kılmama imtihanına göre bizim de kendi emellerimize ve amellerimize ayna olacaktır.
Mehmet Akif bu toplumun gündelik hayatına, İslami hayat serüvenine en ciddi yaklaşımı sağlayan şiirleriyle hemen sonra devreye girer. Toptan birtakım yargılarla hem şiir yazar hem de toplumuna gelecek vizyonu sunar. Der ki:
Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.
Şöyle diyecekler; “Aman Allah’ım, daha fenası olamazdı. Nasıl bir kitap bu?” Mâli haze’l kitabi lâ yugâdir sagîraten ve lâ kebîraten illâ ahsânâ” “Küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” En ufak bir detay dahi atlanmamış, söylediğim hiçbir kelime, yaptığım hiçbir yorum, hiçbir sosyal medya gönderimi… Hiçbiri es geçmemiş. Hiçbiri silinmemiş; hepsi kaydedilmiş.