Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük abla erkek kardeşinin acı çektiğini gördüğünde bilgisi olmaksızın bir çare bulur: eli sevecen bir şekilde yolunu bulacak, kardeşinin ağrıyan yerine dokunup okşayacaktır- böylelikle küçük yardımsever ilk doktor haline gelir. Kadim bir etkinin ön bilgisi içinde bilinçdışı olarak çalışır ve ablanın isteğini eline, elini de etkili dokunuşa yönlendirir. Küçük kardeşinin istediği de budur, el ona iyi gelir. Kendisiyle acısı arasına ablasının temasının hissi girer ve acı bu yeni duyum karşısında kendini geri çeker. ' Bugün iyileştirmenin bu kadim sahnesinden giderek uzaklaşıyoruz. iyileştirici bakımın dokunulma ve hitap edilme duyumu olarak yaşanması giderek daha seyrek hale geliyor. yalnızlığın ve yalıtılmışlığın giderek arttığı bir toplumda yaşıyoruz. Narsisizm ve egoizm bunu daha da vahimleştiriyor. Artan rekabet, azalan dayanışma ve empati de insanları yalnızlaştırıyor. Yalnızlık ve yakınlık duygusunun yaşanmaması acıyı güçlendirici bir etki gösterir. Kronik ağrılar belki de tıpkı çizikler gibi bedenin ilgi yakınlık hatta sevgi isteyen çığlıkları, günümüzde temasın seyrek hale geldiğine işaret eden etkileyici ipuçlarıdır. Görülen o ki ötekinin iyileştirici elinin eksikliğini duyuyoruz.
Hayatta kalma histerisinin hâkim olduğu toplum bir ölmemişler** toplumudur
Ölmeyecek kadar canlı yaşamayacak kadar ölüyüz
**Popüler örneğini zombiler şeklinde gördüğümüz, ölmüş olduğu halde canlılar arasında dolaşan varlık.