Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hâle gelmiştir. Eziyet de kişinin Kendi başarısızlığının sonucu olarak yorumlanır. BOYLECE DEVRİMİN YERİNİ DEPRESYON ALIR. kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kacırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken bunun SORUMLUSUNUN TOPLUM DEĞİL KENDİMİZ OLDUGUNU DÜŞÜNÜRÜZ...
Algofobi /acı korkusu
Algofobi siyasete de yansır. Uyum ve uyuşma baskısı artar. Siyaset paliyatif bir alana yerleşerek her türlü canlılığını yitirir. 'Alternatifsizlik' siyasi bir ağrı kesicidir. Orta yol palyatif bir etki gösterir. Tartışmanın ve daha iyi savlar uğruna mücadelenin yerini sisteme uyum baskısı alır.
Bir derdi unutmanın en iyi yolu, daha büyük bir derde sahip olmak..
Belki de şuan yaşadığımız coğrafyada bu kural işliyor.. her gün her saat her dakika öyle büyük dertler ediniyoruz ki var olanları unutuyoruz.. ve bir nokta oluyor ki orada film kopuyor...