Victor Hugo, isimsiz bir mahkûmun son haftalarını birinci tekil kişi ağzından anlatırken suçunu bilerek gizli tutar; böylece okuyucu dikkatini fiilin ayrıntılarına değil, idamın kendisine ve mahkûmun iç dünyasına yöneltir. Anlatı, korku, pişmanlık, kırılgan umut kırıntıları ve küçük kızına duyulan özlemin giderek büyüyen çaresizlikle birleştiği içsel bir yolculuğa dönüşür; özellikle kızının babasını tanımadığı anların yarattığı sızlatıcı etki unutulmazdır.
Eser, idam cezasının insanlık dışı yüzünü romantik duygusallığın gücüyle ortaya koyar ve “idam bir cinayettir” fikrini okurun vicdanına işler. Yayınlandığında büyük yankı uyandıran kitap, Hugo’nun idam karşıtı mücadelesinin başlangıcını oluşturmuş; kısa ama çarpıcı dili, şiirsel ve dramatik üslubuyla bugüne dek adalet, cezalandırma ve insan hakları tartışmalarına referans olmaya devam eder. Eğer ölüm cezasına karşıysanız ya da romantik edebiyatı seviyorsanız, etkisi uzun süre sürecek bir okuma deneyimi sunar.
Ben çok etkilendim, puanım 1000/10 :(