"Düşünceleri daima isabetli olan amcam
Bir gün beni sokakta durdurup sordu:
Zebaninin cehennemdeki ruhlara nasıl işkence ettiğini biliyor musun?
'Hayır' dediğimde, 'onları bekletir' diye yanıtladı."
Öz mü daha önce gelmeliydi varlık mı? Kendisi önceden tasarlanmış bir makas, bir kitap, bir örtü müydü yoksa daha özel, daha öznel bir varlık mı? İşte tüm soru buydu. Bu soru onun varoluş mücadelesinin en can alıcı noktasıydı, var olmanın anlamıydı, yaşamın kendisiydi, bir savaş.
Dünyayı anlamak için seyahat etmeye gerek olmadığını, dünyanın basit kuralları olduğunu söylemek istedim ama kendimi tuttum. Basit kurallardan biri de buydu.
Bu öykü kitabı isminin hakkının veriyor, hikayelerde yer, zaman net olarak belirtilmemiş. Hangi köy, nerede, kaç yılında bu tür sorulara cevap vermiyor. Kısaca içindeki öykülere değinirsek;
Saat Kulesinin Gölgesinde : Savaş için bir kasabadan asker olmaları için bütün erkekleri topluyorlar. Eli silah tutabilen bütün erkekler gidince eşleri onları saat kulesinin gölgesinde bekliyorlar. Belki gelirler diye…
Mükemmel Bir Gülüş : Köle pazarına gelen bir kahya efendisi için sağlam dişlere sahip köleleri seçip onları çiftliğe götürüyor.
Peygamber : Bir çiftçi uzaktan gelen bir adamı evine misafir ediyor, adam çok güzel konuşuyor adama hayran kalıyor onun ağzından çıkan her kelimeyi unutmamak için söylediği her şeyi ezberliyor.
Cüceler Sarayı : Bir adam cüce oğlunu saraya satarak ondan kurtulmak istiyor. Cüce soytarı olarak girdiği sarayda başka şeyler de yapmak zorunda kalıyor.
İyi Kalpli Yolcu : Gezgin bir yolcu gittiği yerde iki günden fazla kalmıyor, gittiği her yerde güzel yemek yaptığını ve güzel hikayeler anlattığını söylüyor. Yaptığı yemeğe attığı özel bir iksiri var ; keşke hiç öğrenmeseydim
Yemek : Ölen bir Değirmencinin cenaze yemeğinden bahsediliyor.
Uzaktaki : Köydeki herkes salgından ya ölmüş ya da ölmek üzere bir tek yukarıda ki tepede yaşayan adam sağlam ve sağlıklı…
Kutsal : Ülkenin savaşta olduğu ve başında bir kralın olmadığı bir saraya muhafızlar çiftlikte yaşayan bir çobanı götürüyorlar. Ama ne için?..
Endülüs Köpeği : Bir inanışa göre yılda bir defa Endülüs köpeği kimin kapısının önünde ulursa o evdeki kişi ölürmüş. Evinin önünde köpeğin uluduğunu gören adam ne yapacak…
İlk Görüşte Ölüm : En tuhafıma giden öykü buydu bir insanı hem bu kadar çok sevip hem de onu öldürmek arzusu aynı anda nasıl olabiliyor. Gerçekten ismi gibi ilk görüşte aşk değil bu ilk
Orada Bir YerdeEngin Türkgeldi · Can Yayınları · 2017674 okunma