"Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. Ama çok zor iş bu. İçimdekileri nasıl açığa çıkaracağımı bilemiyorum. Bazen öyle geliyor ki, adeta bütün dünya, bütün hayat, her şey içime dolmuş, benden konuşmamı istiyor. Nasıl desem; büyük şeyler hissediyorum ama iş konuşmaya geldiğinde küçük bir çocuk gibi dilim dolanıyor. Duygu ve izlenimleri yazıya ya da söze dönüştürmek, okuyan ya da dinleyende aynı duygu ve izlenimleri uyandırabilmek çok zor... Dilim bağlanmış durumda... Oysa anlatma arzusuyla dopdoluyum. Ah!.. "
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Biliyor musunuz?" dedi, Bay Butler için üzülüyorum. Doğru düşünemeyecek kadar gençti belki, ama nihayetinde, yılda otuz bin dolar kazanmak için koca bir hayatı harcadı. Otuz binin tümünü verse, çocukken biriktirdiği on sentle alabileceği şeker ya da fıstığın tadını yakalayamaz artık; tiyatroda ucuz bi koltuk bile alamaz servetiyle. "
Ruth'un kendi dar çevresi, ufkunun da sınırlarını belirliyordu. Ama sınırlı zihinler, ancak başkalarının sınırlarını görebilir. Bu yüzden Ruth kendi kavrayışının çok geniş olduğuna inanıyor, Martin'in kendisine ters gelen fikirlerinin, onun sınırlarına işaret ettiğini düşünüyordu.
"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya eksilmiş bir bahçe.
Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi.
Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak. "