Allah'tan helal olanı istemekte ya da çok istemekte bir beis yoktur belki ama doymak bilmeyen nefis, uslanmayacak, istedikçe isteyecek. Önce helaller, sonra mübahlar, mekruhlar, hatta belki haramlar... öyle ki haram olanı bile Allah'tan isteme cürretinde bulunacak. İstemek illetinin önüne bir set çekilmedikçe, dünya sevgisi kalplerden içeri sızmaya devam edecek; ta ki sonu hüsranla bitene kadar. Ne güzel buyurmuştu aleyhisselam: "İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadiyi daha ister. İnsanoğlunun karnını topraktan başka bir şey doyurmaz..."
Sadakta Rasûlullah.
Kişinin çabasının bir sonuca ulaşmaması onun çabasının değersiz olduğu anlamına gelmez. Modern dünyada paraya, üne, rahatlığa ulaşamamanın başarısızlık olarak gösterilmesi ve çabanın ancak bir sonuca varılınca anlamlı olduğu önermesine inanmak bizleri her zaman mutsuz yapacaktır.
Unutmamamız gereken, başarılı olmak için değil anlamlı bir hikâyemiz olması için çabadan vazgeçmemiz gerektiği ve ancak anlamlı bir şeyler için çabaladığımızda başarısızlığın çok da önemli bir sonuç olmadığı gerçeğini kendimize hatırlatmamız gerektiğidir.
Yolunu şaşıran, kaybolan, bir abla nasihati arayan genç kızlar için, Nebevî ölçüleri neredeyse tüm ayrıntılarıyla anlatıp "Ben Allah'ın rızasını arıyorum, nereden ve nasıl başlamalıyım?" deyip karar veremeyenler için müthiş yol gösterici nitelikte. Altını çizmediğim satır neredeyse yok diyebilirim. "Bunu da mı ele almış?" deyip hayranlıkla okudum her bir satırını. Hafsa Bilgin'in okuduğum ilk kitabıydı. Bu kitap, samimiyetle söyleyebilir ki ancak davasında samimi olan birisinin kaleminden çıkabilecek bir kitap. Bu yüzden tabii ki her genç kızın kitaplığında olmalı.